Çamur At, İzi Kalsın

camur_at_izi_kalsin_h298.jpg

Akşam Gazetesi’nde 10 Nisan 2013 tarihli ve Ercan Öztürk imzalı LÜKS OTELE ‘TAT’SIZ BASKIN başlığıyla verilen “haber”, gazetecilik meslek ilkelerinin ve basın ahlakının nasıl yerle bir edildiğinin ve “birilerinin” medya üzerinden sürekli oynamaya çalıştığı “oyunların” ibretlik bir örneği olarak tarihte yerini alacaktır.

Bu “oyunları” daha önce de gördük
Öncelikle bu “haber” gerçeklere dayanmamaktadır. Haberin dili ve mesajı, olmayan bir şeyi var gibi gösterip, habere konu olan kişileri ve kurumları kamuoyu nezdinde küçük düşürmeye ve aslında devam etmekte olan bir miras davasındaki karar mercilerini etkilemeye yöneliktir. Medya üzerinden oynanan bu oyunlar daha önce de denenmiş, ancak hepsi de adalet sistemimizin yılmaz bekçileri savcılar ve hakimler tarafından takipsizlik kararlarıyla neticelendirilmişti.

“Haberde” ne yazmışlar?
Şimdi gerçekleri yansıtmayan bu “haberi” satır satır inceleyelim ve aslında kimin, neyin peşinde olduğunu görelim:

Gazetenin birinci sayfasında, Tatlı tatlı döşemişler başlığı ile verilen haberin anonsunda aynen şu ifadeler yer almaktadır:

Miras kavgasındaki Tatlıcı Ailesi yine birbirini ihbar etti. 4 yıl önce ölen işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın eşi Nurten Tatlıcı ile oğlunun Antalya’daki oteli basıldı. Tarihi kapılar, duvar kaplamaları, tavan göbeğiyle döşenmiş bir oda bulundu. Eserlerin nereden çalındığı araştırılıyor. ERCAN ÖZTÜRK 15’TE

Akşam gazetesinde yer alan “haberin” yukarıdaki anonsundan sonra, aynı gazetenin 15. sayfadan LÜKS OTELE ‘tat’sız baskın başlığıyla verilen bölümünde yine gerçekleri yansıtmayan ifadeler yer almaktadır. “Haber” başlığı altında verilen metnin son kısmında ve alt başlıkları altında aynen şunlar yazılmıştır:

Belek’teki lüks oteli basan yetkililer karşılaştıkları tarihi eserleri görünce şoke oldular.

‘BAŞ ODA’ YAPMIŞLAR
Beş yıldızlı otelde birkaç parça tarihi eser bulacaklarını düşünen Koruma Kurulu yetkilileri, önlerine çıkan manzara karşısında adeta şoke oldu. Baskına katılan kurul üyeleri, Osmanlı dönemine ait kapılar, tavan göbeği ve büyük bir odayı baştanbaşa kaplamaya yetecek donanımdaki tarihi ahşap malzemelerle donatılmış ‘baş oda’yla karşılaştı.

ESERLER SÖKÜLÜYOR
Odadaki manzarayla ilgili tutanak tutan kurul yetkilileri, odanın duvar ve tavanının tamamen kaplayacak şekilde monte edilmiş tarihi eserleri zarar vermeden sökme çalışmalarına başladı. Eserlerin hassasiyeti ve otelin kalabalık olması nedeniyle eserlerin taşınması 3-4 günü bulacak. Hafta sonuna kadar otelden çıkarılması beklenen tarihi eserlerin 2863 sayılı yasa kapsamında müze bünyesinde korunmasına karar verildi. 19’uncu yüzyıla ait olan döşemelerin nereden getirildiği ise hala gizemini koruyor.

Oysa konunun aslı şu şekildedir:

1) Antalya’daki otele “baskın” düzenlenmedi. “Haberde” belirtilen “önceki gün” içinde herhangi bir kamu görevlisi otele girip, oteli inceleyip, herhangi bir tutanak da tutmadı, ve bu yüzden ortada “gördüklerinden dolayı” şoke olan kimse de yoktu.

2) “Haberde” bahsi geçen oda, bu otelde zaten yıllardır otel müşterilerinin ziyaretine açıktır ve bu odada bulunan hiçbir eşya tarihi eser değildir. Bu eşyalar kültür ve tabiat varlığı olarak Kültür ve Turizm Bakanlığı, Antalya Müzesi Müdürlüğü’nce tescil ettirilmiş ve kayıt altına alınmıştır.

3) Bu odada yer alan hiçbir şey, her hangi bir yerden çalınmış değildir. “Haberi” bu şekilde veren Ercan Öztürk ve Akşam Gazetesi editörleri, aslında gazetecilik meslek ilkeleri, basın ahlakı ve iyi ahlaklı bir insan olmanın ne olduğu gibi kavramlar bir yana, burada açıkça bir suç işlemektedirler.

4) Söz konusu eşyalar, rahmetli Mehmet Salih Tatlıcı tarafından 1997 yılında İstanbul Kuştepe’deki bir antikacıdan eşi Nurten Tatlıcı adına satın alınmıştır. (Bu eşyalar, tarihi eser olmadıkları için yurt içinde alımı ve satımı serbesttir). Bununla ilgili fatura bu haberin ekindedir.

5) Yılmaz Antik isimli antikacı dükkânından alınan bu eşyalar, rahmetli Mehmet Salih Tatlıcı henüz hayattayken Otel’e getirilmiş ve Otel müşterilerinin, geçmişte insanların nasıl mekânlarda yaşadığını görebilmesi için düzenlenen bu odada sergilenmeye başlanmıştır.

6) Bu oda ve içinde yer alan eşyalar, rahmetli Mehmet Salih Tatlıcı’dan kalan bir manevi miras olarak, onun anısına ve onun adını yaşatmak adına Otel müşterilerin ziyaretlerine açık olarak bu şekilde sergilenmeye devam edilmektedir. Burada yer alan hiçbir şeyin yerinden sökülmesi, bir müzeye taşınarak orada korunması söz konusu değildir, hepsi yerli yerinde durmaya devam etmektedir. Zaten Kültür ve Turizm Bakanlığı, Antalya Müzesi Müdürlüğü’nce rahmetli Mehmet Salih Tatlıcı’nın eşi Nurten Tatlıcı adına tescil edilmiş olan bu oda, rahmetli Mehmet Salih Tatlıcı’nın anısına bir saygı göstergesi olarak burada aynen onun kurmuş olduğu şekilde sergilenmeye de devam edecektir.

“Haberin” devamı ve yine gerçek dışı bilgiler
Yine aynı haberin devamında, “Kanuni’nin fermanı hâlâ kayıp” başlığı altındaki metinde şu ifadeler yer almıştır:

Salih Tatlıcı’nın ölümünden sonra, Topkapı Müzesi’ne kayıtlı olan 72 parça tarihi eserinin kayıp olduğu bildirilmişti. Eserlerin 50 parçası, Tatlıcı’nın çalışma ofisi olarak kullandığı İstanbul Kağıthane’deki fabrikanın deposunda, geri kalanı ise çocuklarının evlerinde ele geçirilmişti. Ancak oğul Mehmet Tatlıcı, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’ne başvurarak, en değerli parçalardan biri olan Kanuni Fermanı’nın hâlâ bulunmadığı bildirmişti. Polis ise fermanın yurtdışına kaçırılmaması için sınır kapılarında önlem almıştı.

Oysa konunun aslı şu şekildedir:
Rahmetli Mehmet Salih Tatlıcı’nın antika eserlere merakı vardı. Bu nedenle antika eserler ve tablolardan oluşan geniş bir koleksiyona sahipti. Vefatından sonra bu eserlerin ne olduğu ve yukarıdaki “haberde” bahsi geçen Kanuni fermanına ilişkin sorularımızı rahmetli Mehmet Salih Tatlıcı’nın oğlu Uğur Tatlıcı şu şekilde yanıtlamıştır:

Tarihi eserlerin hepsi kayıt altındadır ve muhafaza edilmektedir
“Babam 22 Şubat 2009 günü hakkın rahmetine kavuştu. 2009 yılının Mart ayından başlayarak tüm ev ve işyerlerimizde mahkeme tarafından tespit ve keşifler yapılmış, babamın sağlığında bizim adımıza satın aldığı tüm tablo ve antika eşyalar tespit edilmiş ve mahkeme kayıtlarına işlenmiştir. Bunların bir kısmı dava sonuna kadar muhafaza edilmek amacıyla Topkapı Müzesine alınmış ve halen bu müzede muhafaza edilmektedir. Herhangi bir eserin ortadan kaybolması söz konusu değildir. Bunların kanıtları vardır. Biz bu eserleri rahmetli babamın bize bir manevi emaneti görüyoruz. Ancak diğer mirasçılar bu manevi duygularımızı bize karşı kullanarak bizi taciz etmeye çalışıyorlar. Bazı medya mensupları adeta gazetenin değil, miras davaları sebebiyle bize husumet besleyen Mehmet Tatlıcı’nın muhabirleri haline gelmişlerdir.”

Cumhurbaşkanlığı Makamını kötüniyetli girişimlerine alet etmeye çalışmıştır
“Kanuni fermanının kayıp olduğu haberi de tamamen gerçek dışıdır. Mehmet Tatlıcı’nın Muhteşem Yüzyıl dizisinin popülaritesini kullanarak başlattığı bir iftira kampanyasından başka bir şey değildir. Mehmet Tatlıcı, bu Yüce Makamı dahi kötüniyetli girişimlerine alet etmeye çalışmıştır. 24 Mayıs 2011 tarihinde Mehmet Tatlıcı Cumhurbaşkanlığı Makamına bir mektup yazmış ve mektupta Kanuni Fermanı’nın kayıp olduğunu iddia etmiştir. Cumhurbaşkanlığı konuyu Savcılığa intikal ettirmiş ve savcılık yürüttüğü soruşturma neticesinde hakkımızda takipsizlik kararı vermiştir. Mehmet Tatlıcı’nın bu iftiraları üzerine avukatlarımız aracılığı ile savcılığa şikayette bulunduk. Savcılık bu şikayetimizi haklı bulup Mehmet Tatlıcı aleyhine 16 yıl Hapis istemiyle iddianame düzenlemiş ve ceza davası açmıştır. Bütün bunların kanıtları mevcuttur. Bu haberlerin yaptırılma nedeni, duruşmalardan önce Hakim ve Savcıları etkilemeye çalışmaktır. Akşam gazetesinde çıkan haber 10 Nisan 2013 tarihlidir. Bu haberden bir gün sonra, yani 11 Nisan 2013 günü, İstanbul 35. Asliye Ceza Mahkemesi’nin E:2010/195 sayılı dosyasının duruşması mevcuttur”

“Haberde” anlatılanları çürüten kanıtlar
Kendisine yönelttiğimiz bu soruları yukarıdaki gibi cevaplandıran Uğur Tatlıcı, kendileri aleyhinde savcılığa asılsız şikâyetlerde bulunan Mehmet Tatlıcı’nın bütün bu çabalarının savcılık ve mahkeme kararlarıyla reddedildiği veya takipsizlikle sonuçlandığını söylemiştir. Bütün bunlara rağmen, bir kısım gazetede hep aynı muhabirlerin ismiyle verilen aynı tür ısmarlama haberlerde savcılıkların takipsizlik kararlarının her nedense hiçbir şekilde yer almadığına dikkat çeken Uğur Tatlıcı, ilgili tüm belgeleri bizimle paylaşmıştır.

Biz, Tatlıcı Gerçekleri ekibi olarak geçmişte olduğu gibi, bugün ve bundan sonra da tüm gerçekleri sitemizde okurlarımızın bilgisine sunmaya devam edeceğiz.

Haber Kaynağı: Tatlıcı Gerçekleri

Gerçekler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

scroll to top