İstanbul 1. Aile Mahkemesi’nin “Çok İlginç Kararları”

hukuk-komedisi.jpg

Rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın ilk evliliğinden çocukları, başta Mehmet Tatlıcı olmak üzere, yeni “hukuk oyunları” ile merhum babalarının kendilerine bıraktığı milyon dolarlarla ifade edilen miras payından daha fazlası peşinde koşmaya devam ediyorlar.

Bu süreçte bazı mahkemelerde alınan kararlar ise, Mehmet Tatlıcı’nın 7 yıldır sürdürdüğü bu anlamsız “dava üstüne dava açma takıntılarında” hep tanık olduğumuz gibi, ibretlik birer hukuk dersi olarak bu ülkenin hukuk tarihine yazılmaya devam ediyor…

Bunlara son olarak İstanbul 1. Aile Mahkemesi Hakimliği’nin verdiği “çok ilginç” bir karar da eklendi. Mahkeme Hakimliği’nin bu kararında, yine hukuk tarihimize geçecek önemli “hukuk dersleri” var.

Bugünkü haber yorumumuzda, Mehmet Tatlıcı’nın açtığı daha önceki davalara benzer şekilde, yine göz göre göre oynanan hukuk komedilerine bir yenisini ekleyen bu mahkeme kararı ve ardındaki gerçekleri, okurlarımız ve kamuoyuyla paylaşacağız.

Mehmet Tatlıcı’nın kaybetmeye doyamadığı nafile “hukuk mücadelesi”

Mehmet Tatlıcı, rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın ilk evliliğinden dünyaya gelen üç oğlundan biridir. Bu hayırlı evlat rahmetli babasının kendisine bıraktığı miras payından memnun kalmayarak babasının vefatından çok önce planlayarak hayata geçirdiği nafile bir hukuk mücadelesi içinde yıllardır hem kendini, hem de kendisiyle aynı soyadını taşıyan aile fertlerini yıpratmaktadır.

Mehmet Tatlıcı, emrindeki onlarca avukat ve hukuk profesörü danışmanlarına rağmen hedeflediği hiçbir hukuki sonuca ulaşamamıştır. Ama aynı Mehmet Tatlıcı, bir yandan da adeta kaybetmeye doymayan bir çocuk gibi hukuk tarihine geçecek ibretlik hamlelerle yeni davalar açmaktan kendini alamıyor… (Bu konuda ayrıntılı bilgi için lütfen bakınız: “Mehmet Tatlıcı’ya Avukat Dayanmıyor” ve “Avukat Koleksiyonunu Geliştiriyor” haberleri).

Mehmet Tatlıcı, rahmetli babasının kendisine resmi vasiyetnamesinde bıraktığı ve milyonlarca dolar olduğu söylenen miras payından memnun kalmayarak, merhumum vasiyetnamesinin iptali ve mirasın tespiti için davalar açmış ve hepsini kaybetmiştir… (Lütfen bakınız, “Mehmet Tatlıcı Yine Kaybetti” ; “Mehmet Tatlıcı Kaybetmeye Doymuyor…” haberleri).

“Ya tutarsa” kafasıyla oynanan “hukuk komedileri”

Mehmet Tatlıcı, rahmetli babası Mehmet Salih Tatlıcı’nın mirasından bir kuruş daha fazla para elde edemeyeceğini ve vasiyetnamesini de iptal ettiremeyeceğini iyi bir şekilde öğrendiği “hukuk derslerini” hala almamış olsa gerek, şimdi de hukukun “gri noktalarını” zorlamaya devam ettiği yeni “oyunlar” peşindedir.

Adeta oynadığı oyunda kaybetmeyi bir türlü hazmedemeyen bir çocuk gibi, aynı oyunu yeniden ve yeniden oynamak istiyor Mehmet Tatlıcı…

Sanırız, Mehmet Tatlıcı’nın içindeki sonu gelmez para hırsı onu hep yapageldiği gibi “ya tutarsa” kafasıyla daha böyle nice “hukuk oyunları” peşinde koşturmaya devam ettirecek…

Taciz amaçlı açıldığı çok net olan bütün bu davalarda benzer oyunları “ya tutarsa” kafasıyla geçmişte de oynamıştı Mehmet Tatlıcı…

Çok ilginçtir ki, bazı mahkeme hakimleri de Mehmet Tatlıcı’nın açtığı ve aslında başı-sonu belli olan bu davalarda, maalesef onun bu “hukuk oyunlarını” adeta göremeyerek hukuk tarihimize geçen ibretlik kararlar da verebilmişlerdi.

İstanbul 1. Aile Mahkemesi hakimliğinin son kararındaki, mevcut kanunlarımıza ve hukuk usullerine aykırı uygulamalara geçmeden önce geçmişteki benzer ibretlik kararları da yeri gelmişken burada okurlarımız ve kamuoyuyla bir kez daha paylaşmak yararlı olacaktır:

Neydi hukuk tarihimize geçen bu ibretlik kararlar?

Hukuku mevcut kanun hükümlerine göre değil de, yürürlükten kalkmış eski kanun hükümlerine göre uygulamak…

Evet yanlış okumadınız, Hukuk Fakültesi 1. Sınıf öğrencilerinin bile çok iyi bildiği gerçekleri, bir mahkeme hakimi maalesef Mehmet Tatlıcı’nın bu “ya tutarsa” oyunlarını göremeyerek ve hukuku eski kanun hükümlerine göre yorumlayarak Mehmet Tatlıcı lehine karar vermişti…

Burada rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı ve geride bıraktığı vasiyetnamesi ve sonraki gelişmeleri de özetlemek yararlı olacakltır:

Hayırsever işadamı Mehmet Salih Tatlıcı ve vasiyetnamesi

Rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı adeta sıfırdan başladığı iş hayatında azmi, sabrı ve çalışkanlığıyla büyük başarılara imza atmış hayırsever bir insandı.

22 Şubat 2009’daki vefatının ardından geride hatırı sayılır da bir servet bırakmıştı. Merhum işadamı, vefatından 15 yıl önce, 2 Ağustos 1994 tarihinde düzenlediği resmi vasiyetnamesinde de mirasının nasıl paylaştırılması gerektiğini çok açık ve net bir şekilde beyan etmişti.

Vasiyetnameye göre, Mehmet Salih Tatlıcı, ilk evliliğinden olan çocukları Ali ve Ahmet Tatlıcı’yı kendisini ve ikinci eşini ölümle tehdit ettikleri gerekçesiyle mirasından ıskat etmiş (mahrum bırakmış); yine bu evlilikten olan diğer oğlu Mehmet Tatlıcı’nın da mirasından sadece saklı payı oranında yararlanmasını istemiş ve vasiyetnamesinde, ayrıca bu üç oğlundan olan torunlarının da yine mirastan saklı payları oranında yararlanmalarını beyan etmişti.

Merhum işadamı, vefatının ardından ortaya çıkan bu vasiyetnamesinde, ikinci eşi Nurten Tatlıcı ile bu evlilikten dünyaya gelen en küçük oğlu Uğur Tatlıcı’ya da mirasının geri kalanını bırakmıştı.

Vasiyetnameden ve miras paylaşımından memnun kalmayan hayırlı evlatlar ve torunlar

Hal böyleyken, Mehmet Tatlıcı rahmetli babasının vasiyetnamesindeki bu miras paylaşımından “memnun olmadı” ve vasiyetnamenin iptali ve miras payının yeniden belirlenmesi için davalar açtı. Buna Mehmet Salih Tatlıcı’nın yine ilk evliliğinden oğlu Ahmet Tatlıcı ile daha önce vefat eden diğer oğlu Ali Tatlıcı’nın çocukları Salih Ziya Tatlıcı ve Bedriye Kamer Tatlıcı da dahil oldu.

Mehmet Tatlıcı, babasının vasiyetnamesini iptal için dava aç

Mehmet Tatlıcı rahmetli babasının vasiyetnamesinin iptali için dava açtı. Buna rahmetlinin yine ilk evliliğinden oğlu Ahmet Tatlıcı ile torunu Salih Ziya Tatlıcı (rahmetli Ali Tatlıcı’nın oğlu) da dahil olmuştu.

Açtıkları davaya İstanbul 20. Asliye Hukuk Mahkemesi Hakimliği baktı ve çok ilginç bir karar verdi: rahmetli Mehmet Salih Tatlıcı’nın vasiyetnamesinde emrettiği hususlar, vasiyetnamenin yazıldığı tarihte geçerli olan eski medeni kanuna göre yerine getirilmeliydi…

Eski Kanun gitmiş, yeni kanun gelmişti, ama bunu “gören” yoktu

Oysa Hukuk Fakültesi 1. sınıflarında okutulan ders kitaplarında bile ülkemizde vasiyetnamelerin vefat tarihinde geçerli olan kanun hükümlerine göre yerine getirilebileceği yazıyordu.

Yürürlükte olan yeni Medeni Kanunumuz da aslında bu durumu 17. Maddesi’nde çok net olarak açıklamaktaydı: “Mirasçılık ve mirasın geçi, miras bırakanın ölümü tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirlenir.”

Bu durumda Mehmet Salih Tatlıcı’nın vasiyetnamesindeki arzuları, yeni medeni kanunumuza göre uygulanmalıydı, eskisine göre değil…

Aslında her şey yukarıdaki kanun maddesinde görüldüğü ve hukuk üzerine yazılmış ders kitaplarında anlatıldığı gibi çok netti, ama mahkeme böyle bir karar vermiş ve vasiyetname eski medeni kanunu göre yerine getirilecek demişti…

Bu ilginç karar, Mehmet ve Ahmet Tatlıcı ile Salih Ziya Tatlıcı’yı çok sevindirmişti. Çünkü bu durumda yıllar önce yürürlükten kalkmış olan eski medeni kanun hükümleri uygulanacak ve rahmetli Mehmet Salih Tatlıcı’nın mirasından alacakları pay ¾ olacaktı. Halbuki yeni medeni kanun bu payın ½ olması gerektiğini söylemekteydi. Yani, dörtte üç (¾ ) pay , ikide bir (½) oranından daha büyüktü, işte buna seviniyorlardı… Mirastan daha fazla pay alacaklardı…

“Yanlış hesap”, Yargıtay’dan döndü

Bütün bunlara hukuk adına verilen en net cevap, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi Başkanlığı’ndan geldi:

Yargıtay 1 Temmuz 2013 tarihinde verdiği kararla açık ve net olarak, Mehmet Salih Tatlıcı’nın vasiyetnamesindeki arzularının eski değil, yeni medeni kanuna göre yerine getirilmesi gerektiğini belirtmiş ve İstanbul 20. Asliye Hukuk Mahkemesi Hakimliği’nin söz konusu kararını bozmuştu.

Görüldüğü gibi, Mehmet Tatlıcı’nın “ya tutarsa” kafasıyla açtığı söz konusu dava 20. Asliye Hukuk Mahkemesi hakimliğinin verdiği ve hukuk tarihimize geçen “ilginç” bir kararla önce Mehmet Tatlıcı lehine bir yönde gelişmiş, ancak daha sonra Yargıtay aşamasına gelindiğinde adalet yerini bulmuş ve Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, söz konusu mahkemenin bu yanlış kararını bozmuştu.

Yargıtay aldığı kararın gerekçesinde, hukukun yürürlükten kalkmış eski kanun hükümlerine göre değil de, yeni kanuna uygun olarak verilmesi gerektiğine hükmetmişti. Ardından da davanın görülmekte olduğu mahkeme hakimliği, Yargıtay’ın bu bozma kararına uymuş ve yanlış olarak verdiği ilk kararını değiştirerek davayı Mehmet Tatlıcı’nın aleyhine sonuçlandırmıştı.

(Bu konuda ayrıntılı bilgi için lütfen bakınız: “Mehmet Tatlıcı Yine Kaybetti” ; “Yargıtay, Vasiyetnamenin İptalini Reddetti” ; “Yargıtay’dan Bir Hukuk Dersi Daha haberleri).

Mehmet Tatlıcı 7 yıldır hep aynı “oyunlarla” bu anlamsız hukuk mücadelesini sürdürmektedir: “Ya tutarsa” taktiği…

Mehmet Tatlıcı’nın 7 yıldır açtığı bütün bu davaların hemen hepsi de rahmetli babasının ikinci eşi Nurten Tatlıcı ile bu evlilikten dünyaya gelen baba bir kardeşi Uğur Tatlıcı’yı “yıldırarak kendi istediği noktaya getirme” amacıyla açıldığı artık net bir şekilde görülen taciz amaçlı davalar dizisidir…

Mehmet Tatlıcı, rahmetli babasının vasiyetnamesini, açtığı davalarla iptal ettiremediği gibi kanunları geriye doğru işleterek daha fazla miras payı almayı umduğu “hukuk oyunlarında” da hüsrana uğradıktan sonra, “rotasını” şimdilerde babasının ikinci eşi Nurten Tatlıcı’yı karşı yine taciz amaçlı açıldığı çok net olan yeni bir dava sürecine taşımaya başladı:

Mehmet Tatlıcı’nın “ya tutarsa” taktiğine yeni bir örnek:

“20 Asliye Hukuk Mahkemesi’nde tutturamadık, bakalım aynı taktiği Aile Mahkemesi’nde tutturabilecek miyiz?”

Mehmet Tatlıcı, rahmetli babasının geride bıraktığı ailesini hedef aldığı ve hep “ya tutarsa” kafasıyla sürdürdüğü dava açma takıntılarını, bu sefer de İstanbul 1. Aile Mahkemesi’nde “test etmek” istemektedir…

Mehmet Tatlıcı’nın burada açtığı davadaki “hedefi” de yine rahmetli babasının ikinci eşi Nurten Tatlıcı üzerinde kayıtlı gayrı menkullerdi.

Mehmet Tatlıcı’nın  yine “ya tutarsa” kafasıyla açtığı bu yeni davadaki “takıntısı” ise, Nurten Tatlıcı’nın adına kayıtlı taşınmazların 3. Şahıslara devir ve tescilini önlemek amacıyla bunlar üzerine ihtiyati tedbir konulmasını sağlamaktı.

İstanbul 1. Aile Mahkemesi Hakimi de Mehmet Tatlıcı’nın bu “ya tutarsa” kafasıyla açtığı davada hukuk tarihimize geçecek ibretlik bir karara imza attı:

Nurten Tatlıcı’ya ait taşınmazlarla ilgili olarak henüz ortada mahkemece alınmış bir ihtiyati tedbir kararı yokken, bu taşınmazlar üzerine ihtiyati tedbir uygulamak…

İstanbul 1. Aile Mahkemesi Hakimliğinin bu kararı da bize yukarıda bilgisini verdiğimiz, daha önceki İstanbul 20. Asliye Hukuk Mahkemesi Hakimliğinin kararını hatırlattı. Burada da yine hukuk tarihimize geçecek ibretlik bir “hukuk komedisi” oynanmaktadır ve nedense bütün bu hukuka aykırı kararlar hep Mehmet Tatlıcı lehine bir sonuç doğurmaktadır…

İstanbul 1. Aile Mahkemesi hakimliğinin “ilginç” kararları…

Burada, İstanbul 1. Aile Mahkemesi hakimliğinin ibretlik kararları ve bunların ülkemizin hukuk tarihine neden yine ibretlik bir ders olarak yazıldığını okurlarımız ve kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz:

Mehmet Tatlıcı, babasının vasiyetnamesini iptal ettiremeyip, bir de hukuku adeta tersine işleterek eski kanun hükümleri üzerinden daha fazla miras payı elde edemeyeceğini acı bir şekilde “test ettikten” sonra, bir “umut” olarak başka bir “senaryoyu” daha “test etmek” amacıyla, gitti İstanbul 1. Aile Mahkemesi’nde yeni bir dava açtı.

Bu davadaki amacı da babasının ikinci eşi Nurten Tatlıcı’ya ait taşınmazlar üzerine yine “ya tutarsa” kafasıyla tedbir koymaktı, Mehmet Tatlıcı’nın…

Taciz amaçlı açıldığı çok net olan bu davada daha önce de tanık olduğumuz gibi mahkeme hakimliği de, maalesef hukukun ve yasaların açıkça belirttiği hususların dışında bir uygulamayla  Mehmet Tatlıcı lehine sonuç doğuracak son derece “ilginç” bir karar verdi:

Mahkemece verilmiş bir ihtiyati tedbir kararı olmadan, ilgili tapu müdürlüklerine bu taşınmazlara tedbir konulması yönünde resmi yazılar yollayarak Nurten Tatlıcı’ya ait taşınmazlar üzerine ihtiyati tedbir uygulamak…

Üstelik alınan bu “İLGİNÇ” karara ilişkin olarak, mahkeme hakimliğinin adeta yaptığı yanlış uygulamayı teyit eden yine oldukça “ilginç” beyanları da vardır:

İstanbul 1. Aile Mahkemesi hakimi, resmi mahkeme tutanaklarına da geçen beyanında çok açık ve net olarak, davaya konu edilen taşınmazlar üzerine ihtiyati tedbir konulmasına ilişkin müzekkereler ilgili tapu müdürlüklerine yazılmışsa da, buna ilişkin ara kararın kurulması mahkememizce sehven atlanmıştır demektedir…

Kısacası, İstanbul 1. Aile Mahkemesi hakimliği aldığı bu kararıyla, Nurten Tatlıcı’ya ait 17 adet taşınmazın kayıtlarının bulunduğu tapu müdürlüklerine, mahkemece verilmiş bir tedbir kararı olmadan, ihtiyati tedbir konulması yönünde yazılar yazarak, Nurten Tatlıcı’nın bu taşınmazlar üzerinde en temel hakkı olan istediği şekilde tasarrufta bulunmasını da açıkça kısıtladığını kabul etmektedir.

Bu karar işte bu yüzden kabul edilmesi hukuken mümkün olmayan çok vahim bir hak ihlalidir, bu uygulama bir vatandaşımızın sahip olduğu taşınmazlar üzerinde özgürce tasarrufta bulunmasına engel olmaktır ve buna mahkemenin gösterdiği hiçbir hukuki temel de bulunmamaktadır…

Dolayasıyla, İstanbul 1. Aile Mahkemesi hakimliğinin kararı ülkemizdeki hukuki usullere ve yasalara aykırı bir karar olmuştur.

İstanbul 1. Aile Mahkemesi hakimliği hukukun gereği olarak yapılan itirazları bile dikkate almamış ve hukuki taleplerin hepsini reddetmiştir…

İstanbul 1. Aile Mahkemesi hakimliği alınan bu kararların hukuksuzluğu ve haksızlığı yönünde kendilerine yapılan tüm itirazları da reddetmiştir.

Bu ret kararını verirken de, yine açık yasa hükmüne rağmen, mağdur olan tarafı “dinlemek” için mahkemeye bile davet etmemiştir İstanbul 1. Aile Mahkemesi hakimliği…

Bu durumda ülkemizdeki bir mahkeme hakimi, mevcut yasalar ve hukuk usullerine tamamen aykırı bir şekilde, bir vatandaşın malı-mülkü üzerine ortada verilmiş bir ihtiyati tedbir kararı olmadan ihtiyati tedbir uygulayabilmekte ve bu kararıyla mağdur ettiği vatandaşı ise dinlemeye bile tenezzül etmeden, yapılan tüm itirazları yine yasalara ve hukuk usullerine aykırı olarak çok vahim bir şekilde reddedebilmektedir…

Yargılama sürecinde mevcut yasalar ve hukuk usullerine uyulmamıştır…

İstanbul 1. Aile Mahkemesi hakimliği, bu kararıyla Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 391. Maddesine aykırı olarak haksız, hukuksuz ve geçersiz bir karara imza atmış ve adeta Mehmet Tatlıcı’nın “ya tutarsa” taktiğini onaylarcasına, onun ihtiyati tedbir talebini kabul edebilmiş ve buna yönelik olarak mağdur tarafın itirazlarını da dinlemeye bile tenezzül etmeden, doğrudan reddetmiştir.

Böylelikle, İstanbul 1. Aile Mahkemesi hakimliği, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 394/4 fıkrasında açıkça belirtilen şu hükmü de çiğnemiş olmaktadır:

“İtiraz dilekçeyle yapılır. İtiraz eden, itiraz sebeplerini açıkça göstermek ve itirazının dayanağı olan tüm delilleri dilekçesine eklemek zorundadır. MAHKEME, İLGİLİLERİ DİNLEMEK ÜZERE DAVET EDER; gelmedikleri takdirde dosya üzerinden inceleme yaparak kararını verir. İtiraz üzerine mahkeme, tedbir kararını değiştirebilir veya kaldırabilir.”

Bütün bunların yanında, İstanbul 1. Aile Mahkemesi hakimliği, Mehmet Tatlıcı lehine verdiği ihtiyati tedbir kararına ilişkin hiçbir gerekçede de bulunmamış ve ayrıca bu kararın kurulmasının “sehven atlandığını” da kabul etmiştir…

İşte bütün bu nedenlerle burada oynanan bu oyun açıkça bir “hukuk komedisidir” ve bu oyun da maalesef bir kez daha ülkemiz hukuk tarihine yazılan ibretlik bir hukuk dersi olmuştur.

Ne hazindir ki ortada yine Mehmet Tatlıcı’nın “ya tutarsa” kafasıyla açtığı komik bir dava vardır ve ortada yine ilginç bir şekilde yasalara ve usule aykırı olmasına rağmen, bu sefer de yine Mehmet Tatlıcı lehine alınan bir mahkeme kararı vardır…

Uyuşmazlık konusu olmayan bir davada, ihtiyati tedbir kararı verilmesi de hukuka aykırıdır

Burada ilginç olan bir başka önemli husus ise, Mehmet Tatlıcı’nın açtığı bu traji-komik davaya konu olan ve üzerinde ihtiyati tedbir kararı verilen bu taşınmazların aslında yasalarımıza göre dava konusu bile olamayacağıdır. Ancak İstanbul 1. Aile Mahkemesi hakimliği bu hukuki gerçeği de, nedense “görememektedir.”

Çünkü, Mehmet Tatlıcı’nın açtığı bu davada, aslında mahkeme hakiminin tedbir kararı almasını gerektirecek bir uyuşmazlık konusu da yoktur.

Burada sadece mal rejimi tasfiyesine ilişkin alacağın tahsiline ilişkin Mehmet Tatlıcı’nın yine “ya tutarsa” kafasıyla ve taciz amacıyla açtığı bir dava vardır ve bu yüzden bu davaya konu edilen taşınmazlar doğrudan uyuşmazlık konusu bile değildir.

Zaten Mehmet Tatlıcı’nın açtığı davadaki beyanları da bunu doğrulamaktadır:

“… söz konusu dava gayrimenkulün aynına ilişkin  bir dava olmayıp, mal rejimi tasfiyesi usullerine göre, müvekkilimizin alacağının nakit olarak ödenmesine yönelik bir davadır.”

İstanbul 1. Aile Mahkemesi Hakimliği kararları, hukukun neresine uygun düşmektedir?

Hukuk Muhakemeleri Kanununun 389. Maddesinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği belirtilmektedir. Bu taşınmazların dava konusu olamayacağı ise hem dava mahiyetinden çok açık anlaşılmakta, hem de zaten davacı Mehmet Tatlıcı’nın yukarıda belirttiğimiz kendi beyanında bu davanın bir uyuşmazlık konusu olmadığı, sadece mal rejimi tasfiyesi ile kendisine ödeme yapılmasını talep eden bir dava olduğu açıkça belirtilmektedir.

Bu durumda, İstanbul 1. Aile Mahkemesi hakimliğinin bu ihtiyati tedbir kararının, dava konusu olmayan taşınmazlar üzerine konulması  da usul hükümlerine aykırı olduğu açıktır. Ancak hakimlik makamı maalesef bu durumu dahi  göz ardı ederek yasaya aykırı bu kararı verebilmiştir…

Neden bütün bu usulsüzlükler Mehmet Tatlıcı’nın açtığı davalarda tekrar etmektedir?

Tabii ki bu karar nasıl oluyorsa, mevcut kanunlarımıza ve hukuk usullerine aykırı olarak Mehmet Tatlıcı lehine verilmiş bir karardır…

Daha önce de tanık olduğumuz gibi, ülkemizin kanun hükümleri ve hukuk usullerine aykırı kararlar nedense hep Mehmet Tatlıcı lehine verilen kararlar olmaktadır ve bu yüzden de bütün bunlar hukuk tarihimize ibretlik birer kanıt olarak kaydedilmektedir…

Son 7 senedir Mehmet Tatlıcı’nın ya tutarsa kafasıyla oynadığı hukuk oyunlarında hep benzer gelişmelere tanıklık ettik:

Bazı mahkemelerin verdiği bu tür yanlış kararlar, daha sonra Yargıtay tarafından bozularak bir bir geri dönmektedir…

Mehmet Tatlıcı, bütün bu “hukuk cambazlıklarıyla” bir yere varamayacağını geçmişteki hukuk derslerinde çok iyi anlamış olmalı aslında; ama onun tek hedefi yıllarca sürecek bir hukuk sürecinin önünü bu tür “taktiklerle” açarak, kendisiyle aynı soyadını taşıyan aile fertlerini yıldırmaya çalışmak ve rahmetli babasının miras paylaşımında “beklediğini” alamadığı için, bu tür oyunlarla babasının ikinci eşinden daha fazla para elde etmeye çalışmaktan ibarettir.

Mehmet Tatlıcı işte bu yüzden kendi aile fertlerini yıldırma kurnazlığıyla, taciz amaçlı davalar açarak “mirastan alamadıklarımı belki de onlardan” koparırım kafasıyla bu anlamsız “ya tutarsa” oyununa devam ediyor.

Maalesef örneklerini bu ve daha önceki haberlerimizde okurlarımızla paylaştığımız ibretlik mahkeme kararları da, adeta Mehmet Tatlıcı’nın ekmeğine “kısa vadede” yağ sürüyor. Fakat sonuçta, bütün bu hukuksuzluklar Yargıtay’dan bir bir dönüyor ve adalet her seferinde yerini buluyor…

Ama ne gam, Mehmet Tatlıcı’nın buradaki esas hedefi, taciz amaçlı bu davalarla babasından kalan mirası kendi dışındaki aile fertlerine yar etmemek…

Mehmet Tatlıcı’nın babasının vefatından beri 7 senedir oynadığı “hukuk komedisi” işte tam da bu “senaryo” üzerine kurulmuştur: “Bana yar olmayan, başkasına da olmasın”

İstanbul 1. Aile Mahkemesi hakimi, bağış olarak devredilen ve ayrıca evlilik birliği içinde edinilmeyen taşınmazlara bile, tapu müdürlüklerine gönderdiği bir yazı ile ihtiyati tedbir uygulattı, üstelik bütün bunları da mahkemenin ihtiyati tedbir kararı olmadan yapabildi…

İstanbul 1. Aile Mahkemesi hakimliği, Mehmet Tatlıcı lehine verdiği kararlarda o kadar ileri gitmektedir ki, dava konusu taşınmazların tamamına yakını bağış olarak devredilmesine rağmen, bunların üzerine hukuka aykırı olarak ihtiyati tedbir kararı uygulayabilmektedir…

Ayrıca, söz konusu taşınmazlar arasındaki evlilik birliği içinde edinilen mallardan olmayanların üzerine bile mahkeme hakimliği tarafından ihtiyati tedbir kararı konulabilmiştir ve bütün bu tür usulsüz uygulamalar, ortada mahkemece verilmiş bir ihtiyati tedbir kararı olmadan doğrudan tapu müdürlüklerine gönderilen bir yazı ile yapılabilmiştir.

Üstelik, bu usulsüz ve yasalara aykırı uygulama Mahkeme hakiminin bizzat kendi beyanıyla da kabul edilmiş ve mahkeme kayıtlarına bunun atlandığı açıkça kaydedilmiştir…

Artık bu kadarına insanlık, kamu vicdanı ve hukuk adına pes demekten başka bir şey söyleyemiyor ve bütün bu hukuksuzlukların yorumunu okurlarımıza bırakıyoruz.

İstanbul 1. Aile Mahkemesi hakimi HSYK’ya şikayet edilerek, en ağır şekilde cezalandırılması ve görevden uzaklaştırılması talep edildi

Yukarıda anlatılan gerçekler ışığında, bütün bu açık yasa hükümlerine aykırı uygulama ve kararları verebilen İstanbul 1. Aile Mahkemesi hakiminin hem bu davadan reddi istenmiş, hem de söz konusu hakim Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu’na şikayet edilerek hakimin Kurul tarafından en ağır şekilde cezalandırılması ve görevden uzaklaştırılması talep edilmiştir.

Yedi yıldır bu şekilde oynanmaya devam eden bütün bu “hukuk komedilerini” ve ardındaki gerçekleri okurlarımız ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edeceğiz…

Gerçekler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

scroll to top