Mehmet Tatlıcı’nın “Yanlış Hesabı” Yargıtay’dan Döndü

mehmet_tatlicinin_yanlis_hesabi_yargitaydan_dondu_h313.jpg

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, Mehmet Tatlıcı’nın rahmetli babasının mirasından daha fazla pay almak amacıyla açtığı davayla ile ilgili mahkeme kararının bozulmasına karar verdi. Böylece, tüm çabasını rahmetli babasının mirasından daha fazla ne alabileceği üzerine kuran Mehmet Tatlıcı’nın bir yanlış hesabı daha, adalet sistemimizin adil kararlarıyla bozulmuş oldu.

Yargıtay’ın bu kararına neden olan gelişmeler:
İstanbul 20. Asliye Hukuk Mahkemesi, Mehmet Tatlıcı’nın açtığı davayı, hukuken anlaşılması oldukça zor bir kararla, 18 Eylül 2012 tarihinde medeni kanunun eski hükümleri üzerinden yorumlayarak kabul etmişti. OysaHukuk Fakültesi 1. sınıflarında okutulan ders kitaplarında bile kolaylıkla görülebileceği gibi, ülkemizde vasiyetnameler, vefat tarihindeki kanun hükümleri uygulanarak yerine getirilebilmekteydi.
 
Bu davayı açan Mehmet Tatlıcı’yı temsil eden avukatlardan birisi de Medeni Hukuk Hocası Prof. Dr. Teoman Akünal’dı. Yine Medeni Hukuk Hocaları Prof. Dr. Hüseyin Hatemi ve Prof. Dr. Cevdet Yavuz da bu davada Mehmet Tatlıcı lehine hukuki görüş belirtmişlerdi. Açık kanun hükümlerine rağmen hepsi değerli hocalarımız da olan bu hukuk insanlarının bunu neden göremedikleri deanlaşılabilir değildi ve nihayetinde İstanbul 20. Asliye Hukuk Mahkemesi de Mehmet Tatlıcı’nın açtığı bu davayı kabul etmişti.
 
Eski Kanun mu? Yeni Kanun mu?
Rahmetli Mehmet Salih Tatlıcı, eski Medenî Kanunumuzun yürürlükte olduğu bir sırada (02.08.1994 tarihinde) vasiyetname yapmış, ancak 01.01.2002 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 4721 sayılı yeni Medenî Kanunumuzun geçerli olduğu 22.02.2009 tarihinde vefat etmişti. Mehmet Salih Tatlıcı vasiyetnamesinde mirasçılarından Mehmet Tatlıcı’yı saklı payı ile yetinmeye mahkûm etmişti.
 
Yürürlük Kanunu, eski Medenî Kanun zamanında vasiyetname yapan ve fakat yeni Medenî Kanun zamanında vefat eden bir kişinin vasiyetnamesindeki arzularına hangi kanun hükümlerinin uygulanması gerektiğini 17. maddesinde belirlemişti.
 
Anılan hüküm şu şekilde kaleme alınmıştır:
 
​ A. Mirasçılık ve mirasın geçişi
MADDE 17.- Mirasçılık ve mirasın geçişi, mirasbırakanın ölümü tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirlenir.
 
Durum aslında gün gibi ortada idi. Hatta yukarıda da belirtildiği gibi, hukuk fakültesi 1. sınıf ders kitaplarında bile öğrencilere bu gibi durumlarda vasiyetnameye vefat tarihindeki kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği öğretiliyordu ve buna göre de Mehmet Tatlıcı rahmetli babasından kalan miras payının yarısı ile yetinmeye mahkûm edilmiş idi, yani terekeden alabileceği pay 6/64 idi.
 
Mehmet Tatlıcı “Ya Tutarsa” diye dava açtı
Ama Mehmet Tatlıcı bütün bunlara rağmen bir dava açtı ve önce babasının vasiyetnamesinin iptalini istedi. Böylece babasının mirasından 12/64 oranında bir miras payı almayı hedefledi. Sonra baktı ki bu davada başarıya ulaşamayacak ve mirastan hayal ettiği gibi 12/64 oranında pay elde edemeyecek, o zaman da ani bir karar değişikliği ile babasının vasiyetnamesine riayet edilmesini istedi. Burada bir şartı vardı Mehmet Tatlıcı’nın: Yürürlük Kanunu’nun 17. maddesine (ve ders kitaplarındaki tüm açıklamalara) rağmen, babasının vasiyetnamesine eski Medenî Kanun hükümlerinin uygulanmasını istiyordu. Böylece miras payını 12/64 olamasa da, hiç değilse 9/64 oranına çıkarmayı hedefliyordu. “Ya tutarsa” diye davasını böyle kurguladı.
 
Mehmet Tatlıcı’nın “Ya Tutarsa Hesabı” Neydi?
Okurlarımızın konuyu derinlemesine görebilmeleri için Mehmet Tatlıcı’nın “Ya Tutarsa Hesabını” biraz daha açalım:
 
Rahmetli Mehmet Salih Tatlıcı’nın ilk eşinden olma küçük oğlu Mehmet Tatlıcı, rahmetli babasının son arzularını içeren vasiyetnamesi aleyhine 2009 yılı Kasım ayında dava açarak, bu vasiyetnamenin kısmen iptalini ve saklı pay oranının 11 yıl önce yürürlükten kalkan eski Medenî Kanun hükümlerine göre, miras payının 3/4’ü olarak belirlenmesini istemişti.
 
Ancak daha sonra 2011 yılı Eylül ayında vasiyetnamenin iptali talebinden aniden vazgeçerek bu sefer vasiyetnamenin yerine getirilmesini fakat yine de saklı payının 11 yıl önce yürürlükten kalkan eski Medenî Kanun hükümlerine miras payının 3/4’ü olarak belirlenmesini talep etmişti.
 
Rahmetli Mehmet Salih Tatlıcı’nın ikinci eşi Nurten Tatlıcı ve oğlu Uğur Tatlıcı’nın avukatları ise haklı olarak, yıllar önce yürürlükten kalkan eski kanun hükümlerinin uygulanamayacağını ve Mehmet Tatlıcı’nın saklı payının, yürürlükteki Medenî Kanun hükümlerine göre miras payının yarısı olduğunu savunmuşlardı. Zira Yürürlük Kanunu’nun 17. maddesine göre, mirasın paylaştırılmasında ve saklı payların belirlenmesinde miras bırakanın vefat tarihinde yürürlükte olan kanun hükümleri geçerli olmalıydı.  
 
Mahkemenin Mehmet Tatlıcı’nın bu taleple açtığı davayı kabul etmesi hukuken doğru olmayacaktı. Ancak İstanbul 20. Asliye Hukuk Mahkemesi burada, 11 yıl önce yürürlükten kalkmış olan eski medeni kanunu uygulamakta bir sakınca görmedi ve böylece Mehmet Tatlıcı da ¾ oranında, yani bazı çevrelerce yaklaşık 100.000.000 (yüz milyon) ABD dolara ulaşacağı bildirilen ek bir maddi menfaat sağlamış oldu. Hatta bu yüzden Mahkemenin verdiği bu karar o dönemde bazı gazetelerde “Mehmet Tatlıcı’ya Vuran Piyango” başlığı ile yayınlanmıştı.
 
Ancak “Hesap” tutmadı ve Yargıtay’dan döndü
Mehmet Tatlıcı’nın bu şekilde açtığı “ya tutarsa” davasına karşılık, rahmetli Mehmet Salih Tatlıcı’nın ikinci eşi Nurten Tatlıcı ve oğlu Uğur Tatlıcı da, rahmetlinin vasiyetinin yerine getirilmesi için mahkemenin aldığı bu kararın bozulması talebiyle Yargıtay’a müracaat ettiler. Sonuçta Yargıtay 3. Hukuk Dairesi de bu hukuki hatayı bozdu ve şu anda yürürlükte olan Medeni Kanun’un 17. maddesinin uygulanmasına karar verdi.
 
Yargıtay Kararının ilgili kısmında şöyle denilmektedir:
 
“O halde mahkemece 4722 sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 17. maddesi; mirasçılık ve mirasın geçişinin miras bırakanın ölümü tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirleneceği hükmü gereğince 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 506. maddesi uygulanmak suretiyle davacı (alt soyun) saklı payının yasal miras payının yarısı olduğu gözetilerek vasiyetnamenin bu oran üzerinden tenfizine ilişkin karar verilmesi gerekirken itibar edilmeyen gerekçeler yanılgılı nitelendirme ile karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
 
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA … 01.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”
 
Ülkemizde hukuk sistemimiz içinde kanunların doğru bir şekilde yorumlanarak adaletin er veya geç yerine getirileceğine dair inancı bir kez daha güçlendiren bu Yargıtay kararının şimdi kesinleşmesi beklenmektedir.
 
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin vermiş olduğu bu karara ilişkin belge de ilişikte değerli okurlarımızın bilgilerine sunulmuştur.

Haber Kaynağı: Tatlıcı Gerçekleri
 

Gerçekler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

scroll to top