Muhabir Ercan Öztürk Tazminata Mahkum Oldu

muhabir_ercan_ozturk_tazminata_mahkum_oldu_h378-1.jpg

Akşam Gazetesi’nde muhabir ERCAN ÖZTÜRK tarafından yazılan, gerçeklerden uzak ve gazetecilik meslek ilkeleriyle bağdaşmayan haberle ilgili olarak İstanbul 24. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılan tazminat davası sonuçlandı. Muhabir Ercan Öztürk ve Akşam Gazetesi, haklarında asılsız iddialarla haber yaptığı Uğur Tatlıcı ve Nurten Tatlıcı’ya toplam 5.000 TL. MANEVİ TAZMİNAT ödemeye mahkum oldu. Mahkeme ayrıca, yapılan bu asılsız haber için, Ercan Öztürk ve Akşam Gazetesi’nin mahkeme kararıyla kınanmalarına ve bu kınama kararının da Türkiye genelinde dağıtımı yapılan tirajı en yüksek üç gazetede yayınlanmasına karar verdi.

 

Ercan Öztürk ve Akşam gazetesi yapılan bu asılsız haberle ilgili olarak daha önce Basın Konseyi tarafından basın meslek ilkelerini ihlal ettikleri için uyarı almıştı, şimdi de mahkemece kınandılar ve manevi tazminat ödemeye mahkum oldular.

NE OLMUŞTU?

Daha önceki haberlerimizde okurlarımızla paylaştığımız gibi, muhabir Ercan Öztürk imzasıyla 10 Nisan 2013 tarihli Akşam Gazetesi’nde yer alan gerçek dışı haberde, rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın oğlu Uğur Tatlıcı ve eşi Nurten Tatlıcı’yı suçlu insanlarmış gibi gösteren bir söylem geliştirilmişti. (Bkz. Çamur At İzi Kalsın” ve “Akşam Gazetesi’ndeki “Haber” ve Ardındaki Gerçekler”)

Basın Konseyi Yüksek Kurulu da Ercan Öztürk’ün Akşam gazetesinde yazdığı söz konusu haberde, Basın Meslek İlkelerinin 4, 6 ve 9. maddelerinin ihlal edildiğini oybirliği ile kabul etmiş ve bundan ötürü muhabir Ercan Öztürk’ü ve çalıştığı Akşam Gazetesi’ni uyarmıştı. (Bkz. “Basın Konseyi Sekreterliği’nden Ercan Öztürk’e Kınama Kararı”)

UĞUR VE NURTEN TATLICI, KİŞİLİK HAKLARINA SALDIRILDIĞI İÇİN DAVA AÇMIŞTI

Gerçeklerden uzak bu haberle ilgili bir sonraki gelişme ise, rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın oğlu Uğur Tatlıcı ve eşi Nurten Tatlıcı’nın, kişilik haklarına hukuka aykırı bir şekilde saldırıda bulunulduğu gerekçesiyle muhabir Ercan Öztürk ve haberi yayınlayan Akşam Gazetesi’nin imtiyaz sahibi olan T Medya Yatırım San. ve Tic. A.Ş. hakkında, toplam 10 bin liralık manevi tazminat ve ayrıca hukuka aykırı bu eylemden ötürü kınanma kararıyla cezalandırılmaları talebiyle İstanbul 24. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dava açmaları olmuştu.

Mahkeme, Ercan Öztürk ve Akşam Gazetesi’ni 5.000 lira manevi tazminata mahkum etti ve yazdıkları bu asılsız haber için kınama kararı aldı

İstanbul 24. Asliye Hukuk Mahkemesi Hakimliği, 20 Haziran 2014 tarihli duruşmada, davayı kısmen kabul ederek, bu asılsız haberi yazan muhabir Ercan Öztürk ile yayınlayan Akşam Gazetesi’ni, toplam 5.000 lira manevi tazminat ödemeye mahkum etti. Mahkeme ayrıca Ercan Öztürk ile Akşam Gazetesi’nin bu asılsız haberleri için kınanmalarına ve bu kınama kararının da, Türkiye genelinde dağıtımı yapılan tirajı en yüksek tirajlı üç gazetede yayınlanmasına karar verdi.

ERCAN ÖZTÜRK VE AKŞAM GAZETESİ’NİN UĞUR VE NURTEN TATLICI’YA ÖDEYECEĞİ MANEVİ TAZMİNAT HAYIR KURUMLARINA BAĞIŞLANACAK

Mahkeme’nin aldığı bu kararla ilişkili olarak görüşlerini aldığımız Uğur Tatlıcı, kendisi ve annesi hakkında asılsız iddialarla haber yapan muhabir Ercan Öztürk’ten gelecek toplam 5.000 liralık manevi tazminat tutarını, ülkemizde hayır amaçlı çalışan kurumlara bağışlayacaklarını ifade etmiştir.

ERCAN ÖZTÜRK HAKKINDA, BU SEFER DE “5 KURUŞLUK” MANEVİ TAZMİNAT DAVASI 

Ercan Öztürk, 24. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden 5.000 liralık manevi tazminat ve yaptığı asılsız haber için kınanma cezası aldı, ama Uğur Tatlıcı aleyhinde aynı türden asılsız haberlerine devam etmekte ve hakkında aynı şekilde yeni manevi tazminat davaları açılmaktadır. (Bkz. “Ercan Öztürk’e ‘5 KURUŞLUK’ tazminat davası” haberi)

Anlaşılan, muhabir Ercan Öztürk, yaptığı asılsız ve basın meslek ilkelerini ihlal eden haberleri yüzünden, kendi meslek örgütü olan Basın Konseyi tarafından uyarılması yanında, mahkemelerin verdiği manevi tazminat ve kınanma kararlarından da kendince dersler çıkarmamış ki, rahmetli Mehmet Salih Tatlıcı’nın en küçük oğlu işadamı Uğur Tatlıcı hakkında benzer asılsız iddialarla “haber” yazmaya devam ediyor.

ERCAN ÖZTÜRK HABERLERİ VE MEHMET TATLICI DAVALARI: ZAMANLAMA MÜKEMMEL!

Ercan Öztürk’ün büyük bir “tutarlılıkla” yazdığı bu asılsız haberlerin, bazı ilginç davaların hemen öncesinde kaleme alınması da gazetecilik etiği açısından gerçekten düşündürücüdür.

Zira Ercan Öztürk’ün bu asılsız haberlerinin, (rahmetli Mehmet Salih Tatlıcı’nın teyzesinin kızıyla yaptığı ilk evlilikten dünyaya gelen ve merhumun kendisine bıraktığı milyonlarca dolar ettiği söylenen miras payından memnun kalmayarak miras davaları açan) Mehmet Tatlıcı’nın, babasının geride bıraktığı 43 yıllık hayat arkadaşı olan ikinci eşi Nurten Tatlıcı ile baba bir kardeşi Uğur Tatlıcı hakkında asılsız iddialarla ayrıca açtığı bütün dava duruşmalarından hemen önceye “denk düşmesi” de ilginç “birtesadüf” olmaya devam etmektedir.

ERCAN ÖZTÜRK, KARDEŞİ ERHAN ÖZTÜRK, DİNÇER GÖKÇE VE ZÜLFİKAR ALİ AYDIN

Aslında Ercan Öztürk bu türden haberlerinde yalnız da değildir. Kendisine Sabah Gazetesi’nde muhabir olarak çalışan kardeşi Erhan Öztürk de eşlik etmektedir. Bu ikiliye büyük bir tutarlılıkla çoğu zaman eşlik eden iki muhabir daha vardır: Hürriyet Gazetesi’nde çalışan Dinçer Gökçe ve Habertürk Gazetesi’nden Zülfikar Ali Aydın.

Hepsi de Mehmet Tatlıcı’nın merhum babasının geride bıraktığı ailesine karşı açmış olduğu bütün davaların hemen öncesinde, davaların haksız yere suçlanan tarafı olan kişileri adeta suçlu insanlarmış gibi gösteren, bir örnek haberler yapmaktadırlar.

Asılsız iddialarla suç duyurusunda bulunma ve her seferinde de reddedilme rekortmeni bir insan: Mehmet Tatlıcı…

Mehmet Tatlıcı merhum babasının ikinci eşi Nurten Tatlıcı ile baba bir kardeşi Uğur Tatlıcı hakkında, hepsi de takipsizlik ve ret kararlarıyla sonuçlanmış tam 13 suç duyurusu ve ihbarda bulunmuştur.

Mehmet Tatlıcı, hiç bir hukuki dayanağı olmayan ve hepsi de ülkemizin savcı ve hakimleri tarafından yapılan inceleme sonrasında reddedilen asılsız iddialarıyla, bu alanda yavaş yavaş bir dünya rekoru kırmaya doğru koşmaktadır (Bkz. “Mehmet Tatlıcı Düzineyi Tamamladı” haberi).

MEHMET TATLICI İLE ERCAN ÖZTÜRK ARASINDA NASIL BİR “İLİŞKİ” OLABİLİR?

Tam da bu noktada insanın aklına ister istemez şu soru takılmaktadır:

Mehmet Tatlıcı bu hukuksuz ve mesnetsiz iddialarıyla, bir yandan baba bir kardeşi Uğur Tatlıcı’yı ve babasının ikinci eşini açmış olduğu davalarda mahkum ettirmeye çalışırken, acaba bütün bu nafile çabalarına paralel olarak bir yandan da kamuoyu nezdinde onları küçük düşürmek amacıyla, medyadaki bazı muhabirlerle kendi istediği gibi haberler çıkması doğrultusunda bir “ilişki” mi geliştirmektedir?

Bu soruyu sorarken kimseyi suçlamak amacında değiliz, ancak bu soruyu sormayı gerektiren ve artık mahkeme kayıtlarına da girmiş olan bazı belgeler de vardır…

Geçtiğimiz aylarda yine Mehmet Tatlıcı’nın açmış olduğu bir davada mahkemeye sunulan bir belge, gerçekten düşündürücüdür ve o ölçüde de, bütün bu olanların nedenleri konusunda ilginç bağlantıları ortaya koyan iddialar içermektedir…

Bunu aşağıda açıklayacağız, burada yine söz konusu muhabirler ve yaptıkları “bir örnek” haberlerle ilgili cevabını bulmakta zorlandığımız başka sorularla devam edelim:

ERCAN ÖZTÜRK NEDEN “TAZMİNAT ÖDEME VE KINANMA” PAHASINA HABER YAPAR?

Ercan Öztürk gibi basında uzun yıllardır muhabirlik yapan ‘tecrübeli’ bir şahıs, kendi mesleğinin ülkemizdeki en saygın kuruluşu olan Basın Konseyi Yüksek Kurulu’nun, kendisini basın meslek ilkelerini ihlal etmekle uyaracağı bir “haberi” neden yapar?

Böyle bir haber yaptığında, başına gelecekleri bilecek kadar hayat ve meslek tecrübesine sahip olduğunu düşündüğümüz Ercan Öztürk gibi bir muhabir, neden kalkar da Mahkeme’den kendi aleyhinde tazminat ödeme ve kınanma kararı alınmasına yol açan ve dolayısıyla mesleki saygınlığına gölge düşüren sonuçları doğuracak “haberler” yapar?

Ayrıca Ercan Öztürk gibi tecrübeli olduğunu düşündüğümüz bir muhabir, basın meslek ilkelerini ihlal ettiği şimdi artık tescillenmiş olan “haberleriyle”, nasıl olur da Mehmet Tatlıcı gibi bir insanın, büyük bir kin ve hırsla ve de asılsız iddialarla baba bir kardeşine karşı sürdürmeye çalıştığı “dava açma takıntısının” ayrılmaz bir parçası olmayı göze alır?

Ercan Öztürk gibi bunca yıllık bir muhabir, neden Mehmet Tatlıcı’nın bu asılsız iddialar içeren davaları ve suç duyurularıyla ilgili olarak, her seferinde bunları tek taraflı olarak hep suçlanan taraf aleyhinde bir algı oluşturan bir söylemle aktarmayı tercih eder de, neden bunların hepsinin de takipsizlik ve ret kararlarıyla sonuçlanmış olduğunu bir türlü yazamaz?

Onu bu şekilde “haber yapmaya” motive eden faktör(ler) ne(ler)dir?

Cevabını aşağıda aramaya çalışacağız, ama burada başka sorularımız da olacak:

NEDEN HEP AYNI MUHABİRLER VE NEDEN HEP “BİR ÖRNEK” HABERLER?

Ercan Öztürk’ün hem kendi mesleğinin bir kurumu olan Basın Konseyi’nden uyarı almasına, hem de İstanbul 24. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen davasında manevi tazminat ödemeye mahkum edilmesi ve ayrıca yine aynı mahkeme tarafından kınanmasına neden olan “haberi” bir ilk değildir.

Bu da akla şu soruyu getirmektedir:

Tıpkı Ercan Öztürk’ün (mahkeme tarafından aleyhinde manevi tazminat ödeme ve kınanma kararı alınmasına neden olan) haberindeki gibi, yukarıda isimlerini ve çalıştıkları gazeteleri belirttiğimiz muhabirler, adeta “senkronize bir şekilde” aynı içerikli bir örnek haberlerini, Mehmet Tatlıcı’nın asılsız iddialarla baba bir kardeşi ile kendi öz babasının ikinci eşini mahkum ettirmek maksadıyla açtığı davaların hemen öncesinde yayınlanmaları ve bunu şimdiye kadar 10 kereden fazla yapmış olmaları gerçekten bir tesadüf müdür?

Bu dört muhabir de aslında birbirleriyle rekabet halindeki dört ayrı gazetede çalışmalarına rağmen, “büyük bir tutarlılıkla” hemen hemen aynı söylem ve fotoğrafları da kullanarak, Uğur ve Nurten Tatlıcı’yı “adeta yerin dibine batırma maksadıyla” muhteşem bir gazetecilik performansı ortaya koymaktadırlar. (Bkz. “Hep Aynı ‘Ekip’, Hep Aynı ‘Senaryo” haberi)

Şimdi bu muhabirlerin “bir örnek” haberleriyle Mehmet Tatlıcı’nın insan aklı ve ahlakını zorlayan iddialarla açmış olduğu davaların adeta tamamlayıcı bir unsuru olmaya devam etmelerini neyle ve nasıl izah etmek gerekir?

Bu muhabirler aynı konuda ve aynı tarihlerde yayınladıkları birbiriyle örtüşen 10’dan fazla “haber” yapmışlardır. Ortaya koydukları “performans” ve “tutarlılık” gazetecilik adına gerçekten “düşündürücüdür.”

Ayrıca, Mehmet Tatlıcı’nın açtığı davalarla, bu muhabirlerin yaptıkları haberlerin nasıl böylesine tutarlı bir şekilde buluşabildiği de merak konusudur.  

Bu konuda yukarıda sözünü ettiğimiz gibi, mahkeme kayıtlarına da geçen ilginç bir belge vardır:

MAHKEMEYE SUNULAN BİR İHBAR BELGESİ VE İÇERİĞİNDEKİ İDDİALAR

Mehmet Tatlıcı’nın rahmetli babasının kendisine bırakmış olduğu milyonlarca dolar ettiği söylenen miras payını az bularak daha fazlasını kazanmak amacıyla açmış olduğu tereke (miras) davası sürecinde mahkemeye sunulan bir ihbar belgesi, oldukça ilginç bilgiler içermekteydi.

Bir itirafçının ses kaydını içeren bu belgede, merhum işadamının teyzesinin kızıyla yaptığı ilk evlikten dünyaya gelen oğullarından biri olan Mehmet Tatlıcı hakkında çok önemli iddialar yer almaktaydı.

7 Temmuz 2014’te de, bu ihbar belgesindeki iddialara istinaden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na, Mehmet Tatlıcı hakkında Adil Yargılamayı Etkilemeye Teşebbüs (Türk Ceza Kanunu 288. Maddesi) ve Yargı Görevini yapanı, bilirkişiyi veya tanığı Etkilemeye Teşebbüs (Türk Ceza Kanunu 277. Maddesi) suçlarından cezalandırılması için suç duyurusunda bulunuldu.

Bu ihbar belgesinde, itirafçı şahsın anlattıklarına göre, Mehmet Tatlıcı’nın ERHAN ÖZTÜRK isimli bir gazeteciye para karşılığı haber yazdırdığı da iddia edilmekteydi. Mahkeme kayıtlarına da geçmiş olan, ayrıca Mehmet Tatlıcı aleyhine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına yapılmış olan suç duyurusunda da belirtilmiş olan iddialar aynen şu şekildedir:

İtirafçı kişinin ses kaydında;

“City Otel var. Orada ben hemen karşıda beklerim, gazeteciyi çağırır zarf içinde 15 bin lira para verilir, gazeteciye Ali Bey’in yazdığı mağdur rolü oynattırılır, o şahıs Erhan Öztürk’tür. Yarı hafif şişman koca kafalı aynı yerdeyiz renkli gözlü yanında bir de asistanı vardı. Efendime söyleyeyim, 15 milyar lira para verilir, ondan sonra Mehmet Tatlıcı halk nezdinde mağdur gösterilir…”

şeklinde bir beyan yer almaktadır.

İhbarı yapan kişinin iddialarında 15.000 lira verildiğini beyan ettiği ERHAN ÖZTÜRK, aleyhlerinde yaptığı asılsız haberleriyle Uğur ve Nurten Tatlıcı’ya 5.000 lira manevi tazminat ödemeye mahkum olan muhabir ERCAN ÖZTÜRK’ün kardeşidir.

Burada kimseyi suçlamıyor, sadece resmi mahkeme kayıtlarına geçmiş olan bir iddiayı aktararak, yukarıda sorduğumuz soruların cevabını aramaya devam ediyoruz:

MEHMET TATLICI’NIN ASILSIZ SUÇLAMALARINI HABER YAPTILAR, AMA BUNLARIN HEPSİNİN DE REDDEDİLMİŞ OLDUĞU GERÇEĞİNİ ASLA HABER YAPMADILAR…

Ülkemizin asılsız iddialarla suç duyurusu rekortmenlerinden biri olma yolunda emin adımlarla ilerleyen Mehmet Tatlıcı’nın, bütün bu asılsız iddialarının hepsinin de reddedilmiş veya takipsizlikle sonuçlandırılmış olması gerçeği, acaba bu muhabirler için “haber değeri” taşımamakta mıdır?

BU MUHABİRLERİN GÖZÜNDE MEHMET TATLICI’YI BU KADAR DEĞERLİ YAPAN NEDİR?

Erhan ve Ercan Öztürk kardeşlerle, onlarla adeta senkronize şekilde bir örnek haberler yapmaya devam eden Dinçer Gökçe ve Zülfikar Ali Aydın, acaba bugüne kadar Mehmet Tatlıcı’nın asılsız iddialarıyla suçlamaya ve mahkum ettirmeye çalıştığı baba bir kardeşini, (kardeşi gerçekten masum olduğu için) bir kere olsun mahkum ettiremediğini; Mehmet Tatlıcı’nın bu asılsız suçlamalarının hepsinin de ülkemizin savcıları ve hakimleri tarafından reddedilmiş veya takipsizlikle sonuçlandırılmış olduğunu bir kez bile haber yapmışlar mıdır?

Çok aradık ama bulamadık, umarız onlar bulur da bize gösterirler…

O zaman insanın aklına şu sorular da gelmektedir:

Sen asılsız iddialarla açılan bir davanın her duruşmasından  hemen önce ve sonra, masum insanları kamuoyu nezdinde adeta suçlu insanlarmış gibi algılanmalarına yol açacak bir söylemle haber yapıyorsun da, o davanın kesinleşmiş son kararı ertesinde, Mehmet Tatlıcı’nın asılsız iddialarla suçladığı ve mahkum ettirmeye çalıştığı masum insanlar olan Uğur ve Nurten Tatlıcı’nın beraat ettiği gerçeğini, açık ve net bir haber içeriğiyle niye yayınlayamıyorsun?

Meselenin bir yanını, masum insanların kamuoyu nezdinde adeta suçluymuş gibi algılanmasına yol açacak bir söylemle aktarıyorsunuz da, örneğin Mehmet Tatlıcı’nın (başlangıcında ve devamında, ama her seferinde hep birlikte haberlerini yaptığınız) bu 13 asılsız suçlamasının da ülkemiz savcıları ve hakimleri tarafında reddedilmiş olması gerçeğini, kısacası bu dava ve soruşturmaların esas sonuçlarının haberini niye veremiyorsunuz?

Bunun gazeteciliğin temel ilkelerinden olan dürüstlük, doğruluk ve tarafsızlıkla bağdaşır bir yanı var mıdır? Bunu gazetecilik ahlakı adına nasıl açıklayabilirsiniz?

GAZETECİLİK MESLEK İLKELERİ VE ETİĞİ NEYİ GEREKTİRİR?

Burada kimseye gazetecilik dersi verecek değiliz. Ülkemizde dürüst ve tarafsız haber yapan çok sayıda gazeteci vardır; burada onlara duyduğumuz saygıyı bir kez daha belirtelim.  Ama gazetecilik adına aşağıdaki gerçekleri de hep aklımızın bir köşesinde tutalım:

Gazeteciliğin özünde, gerçeği teyit etme disiplini yatmaktadır ve gazeteciliğin ilk yükümlülüğü de gerçek haberdir.

Gazetecilerin yazdıkları haberler kapsamlı ve dengeli olmalıdır, haberlerinde adil olmaları ve konu aldıkları kişilerin kişilik haklarına saygı göstermeleri beklenir.

Bu muhabirlerin yapmış olduğu Mehmet Tatlıcı’nın asılsız iddialarla açmış olduğu davalar ve suç duyurularıyla ilgili haberlerinde, yukarıda belirttiğimiz gazetecilik ilkelerini bugüne kadar maalesef pek göremedik, umarız bir gün görürüz…

Zira, Mehmet Tatlıcı’nın aynı babadan dünyaya gelmiş olan kardeşi aleyhine asılsız suçlamalarla açmış olduğu davaları ve suç duyurularını “haber yaparken” gösterdikleri tutarlılığı, bu davalar ve soruşturmalar beraat ve takipsizlikle sonuçlandığında bu sefer de adeta “üç maymunu” oynayarak (görmem, duymam, konuşmam şeklinde) gösteren, yukarıda ismini zikrettiğimiz muhabirlerin “gazetecilik adına” yaptıkları, aynen haberimizde aktardığımız gibidir; ne bir eksik, ne bir fazla…

BURADA ÇOK ÖNEMLİ BİR HUSUSU OKURLARIMIZ VE KAMUOYUYLA BİR KEZ DAHA PAYLAŞMAK İSTERİZ:

Rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın hala yasını tutmaya ve saygın anısını yaşatmaya çalışan geride bıraktığı gözü yaşlı ailesine karşı Mehmet Tatlıcı’nın anlamsız bir kin ve nefretle yürüttüğü asılsız iddialar taşıyan suç duyuruları ve davaları 13’ü geçmiştir.

Bunlar, insan aklını ve ahlakını zorlayan iddialar içermekte olduğu ve masum insanları bunlarla suçlayarak mahkum ettirme amacı taşıdığı için, hepsi de ülkemizin savcıları ve hakimleri tarafından ya reddedilmiş ya da takipsizlikle sonuçlandırılmıştır.

Böylelikle Mehmet Tatlıcı çok istemesine ve her yolu denemesine rağmen, aynı babadan dünyaya gelmiş kardeşini ve babasının ikinci eşini hapise attıramamış; ancak aynı hırsla ve dolu dizgin, asılsız iddialarla suç duyurusunda bulunma rekorunu geliştirmeye devam etme azim ve kararlılığını sürdürmektedir.

Mehmet Tatlıcı bütün bunları yaparken, kendisine “medyadan” (neden ve nasıl olduğunu bir türlü “anlayamadığımız” yollarla) bu anlamsız mücadelesinde destek olabilecek dayanaklar da geliştirmiş olabilir; gelişmeler ve burada okurlarımız ve kamuoyuyla paylaştığımız gerçekler de, bütün bunları doğrular şekilde devam etmektedir.

Ama biz de buradayız ve merhum Mehmet Salih Tatlıcı’nın anısına ve geride bıraktığı yaslı ailesine karşı yapılan tüm haksızlıkların karşısında durmaya devam edeceğiz

TATLICI GERÇEKLERİ, GERÇEKLERİ YAZMAYA DEVAM EDECEKTİR

Tatlıcı Gerçekleri haber sitesi, rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın saygın anısına ve geride bıraktığı ailesine karşı insan aklı ve ahlakını zorlayan manevralarla sürdürülmeye çalışılan yıpratma, itibarsızlaştırma ve kamuoyu nezdinde küçük düşürme çabalarına karşı, dürüst bir gazetecilikle tüm gerçekleri kamuoyuyla paylaşmak üzerine kurulmuş bir haber sitesidir.

Mehmet Tatlıcı gibi bütün bu yaptıklarıyla artık kamuoyunun malumu olmuş bir şahıs ve ona destek olmaya devam etmek isteyen (artık Basın Konseyi ve Mahkemelerimizin de basın meslek ilkelerini ihlal ettiğiniresmen tescillediği) bazı medya çalışanları, bu tek taraflı itibarsızlaştırma ve çamur atma kampanyaları süresince karşılarında bizi bulmaya devam edeceklerdir.

Bu arada, “Huylu Huyundan Vazgeçmez” sözünü doğrulayan şekilde, Mehmet Tatlıcı başta, bizi susturmak için her yolu deneyenler de vardır, ama başarılı olamamaktadırlar.

Çünkü; “Gerçeklerin bir gün ortaya çıkmak gibi ‘kötü’ bir huyu vardır…”

Tatlıcı Gerçekleri, bütün bu saldırılara, hepsi de resmi belgelere dayanan kanıtlar üzerine yazılmış olan, dürüst ve gazetecilik etik değerlerine bağlı haberleriyle cevap vermeye devam edecektir.

Bundan kimsenin şüphesi olmasın…

Haber Kaynağı: Tatlıcı Gerçekleri

Gerçekler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

scroll to top