Rahmetlinin Ailesi İçin Koruma Kararı Verildi

rahmetlinin-ailesi-icin-koruma-karari-verildi.jpg

Geçtiğimiz günlerde, Rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın kabristanına bir kez daha “meçhul eller” tarafından bırakılan ve merhumun geride bıraktığı eşi Nurten Tatlıcı ile en küçük oğlu Uğur Tatlıcı’yı hedef alan son tehdit mektubu üzerine, 22 Ekim 2020 tarihli İstanbul 1. Aile Mahkemesi kararıyla, merhumun eşi Nurten Tatlıcı ve oğulları Uğur Tatlıcı devlet korumasına alınırken; merhumun ilk evliliğinden olan oğlu Mehmet Tatlıcı ve yıllardır onunla birlikte hareket eden Murat Yüce hakkında, şiddet mağdurları Uğur ve Nurten Tatlıcı’ya yaklaşmamaları yönünde önleyici tedbir kararı verildi.

Mahkeme Hakimliği’nce bu tedbir kararına aykırılık halinde, MEHMET TATLICI ile MURAT YÜCE hakkında zorlama hapsi uygulanacağı ihtarı da yapıldı.

Sorun aile içindeki bir miras davası boyutunu aşarak, maalesef insan hayatına kastetmeye tırmandırılıyor…

Rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın vefatından beri, onun geride bıraktığı ailesiyle birlikte, vasiyeti ve mirası üzerinde oynanan oyunlar hız kesmeden devam ediyor.

Durum son birkaç yıldır devam eden Mafya Tarzı tehditlerle birlikte, artık aile içindeki miras anlaşmazlıkları boyutunu aşıp, doğrudan ölüm tehditleri boyutuna ulaştı.

Uğur ve Nurten Tatlıcı’yı hedef alan bu Mafya Tarzı tehditlerle birlikte, Tatlıcı ailesi içindeki sorunların, artık bir miras davası boyutunu aşarak, insan hayatının söz konusu olduğu tehlikeli bir boyuta taşınmaya çalışıldığını da göstermekte…

Meselenin temelinde ne yatıyor?

Tatlıcı ailesi içinde yaşanan ve kamuoyunda miras anlaşmazlıkları diye değerlendirilen husumetin temelinde, rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın vefatı sonrası ortaya çıkan ve avukatı tarafından aile fertlerine okunan resmi vasiyetnamesi ve bu vasiyetnameye göre yaptığı miras paylaşımı ön plana çıkmaktadır.

Ancak, Tatlıcı Gerçekleri haber ekibi olarak rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın 22 Şubat 2009 tarihindeki vefatından bu yana merhumun vasiyetnamesi, mirası ve geride bıraktığı ailesi üzerinde oynanan oyunları ve bunların perde arkasındaki gerçekleri ortaya koyan araştırmalarımız, meselenin bir miras anlaşmazlığı olarak başlamakla birlikte zaman içinde içine FETÖ’cü savcı, avukat ve gazetecilerin de dahil olduğu sistemli bir karalama kampanyası ve kumpaslar üzerinden, merhum işadamının ailesinin doğrudan hedef alındığını ortaya koymaktadır…

Mehmet Salih Tatlıcı’nın vasiyetnamesi ve vasiyetnameyi kabul etmeyen mirasçılar

Mehmet Salih Tatlıcı’nın azmi, sabrı ve çalışkanlığı yanında, ileri görüşlü bir iş adamı olması, kendisini adeta sıfırdan başladığı iş hayatıyla birlikte, adını dünyanın en zengin iş adamları arasına yazdırdığı başarılı hayat serüveninde bir insanın ulaşmak istediği en iyi yerlere taşımasını sağlamıştı.

Merhum işadamı, yakalandığı amansız hastalığa yenilerek hayata 78 yaşındayken gözlerini yumduğu 22 Şubat 2009 tarihindeki vefatıyla birlikte, geride hatırı sayılır bir servet ve içinde çok sayıda değerli tablo ve antika objelerin yer aldığı eşsiz bir koleksiyon bırakmıştı.

Hayırsever işadamının, 2 Ağustos 1994 yılında noter huzurunda düzenlemiş olduğu resmi vasiyetnamesi de vefatının hemen ardından ortaya çıkmıştı.

Mehmet Salih Tatlıcı, vasiyetinde (kendisini ölümle tehdit ettikleri iddia edilen) ilk evliliğinden olan çocukları Ahmet Tatlıcı ile Ali Tatlıcı’yı mirasından ıskat etmiş, bu evlilikten diğer oğlu Mehmet Tatlıcı ile torunlarının ise mirasından saklı payları oranında yararlanmalarını; mirasının geri kalanının da ikinci eşi Nurten Tatlıcı ile bu evlilikten dünyaya gelen oğlu Uğur Tatlıcı’ya verilmesini emretmişti.

Merhum işadamının ilk evliliğinden oğulları ve torunları bu miras paylaşımına karşı çıkarak, vasiyetnamenin iptal edilmesi ve miras tespitinin yeniden yapılması için çok sayıda dava açtılar. Uğur ve Nurten Tatlıcı ise, miras paylaşımının vasiyetnamede emredilen şekilde yapılmasını istediler.

Uzun yıllar devam eden yargı sürecinin ardından Türk Adaleti, Mehmet Salih Tatlıcı’nın vasiyetnamesinin geçerliliğini onayladı ve mirasının geride bıraktığı aile fertleri arasında (Ahmet Tatlıcı’nın saklı payı oranında yararlanması dışında) kendi arzu ettiği gibi paylaştırılması gerektiğine karar verdi (Ayrıntılar için lütfen bakınız:  “Yargıtay, Vasiyetnamenin İptalini Reddetti” ; “Adalet Bir Kez Daha Yerini Buldu  ; “Mehmet Tatlıcı Yine Kaybetti”  ve “Güvendiği Dağlara Kar Yağdı” haberleri).

Miras davaları ve suç duyuruları… Bütün bunlar SADECE bir miras anlaşmazlığı mı?

Bu uzun yargı sürecinin bir başka boyutu da, rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın ilk evliliğinden olan çocukları ve torunlarının, başta Mehmet Tatlıcı olmak üzere, Uğur ve Nurten Tatlıcı aleyhine haksız, hukuksuz ve mesnetsiz iddialarıyla çok sayıda suç duyurusunda bulunmaları ve aynı şekilde çok sayıda dava açmalarıydı.

Öyle ki, sadece Mehmet Tatlıcı’nın Uğur ve Nurten Tatlıcı aleyhinde yaptığı suç duyurularının sayısı 15’i aşmış, taraflar arasındaki dava sayısı da 100’e yaklaşmıştı.

Savcılıklar bu suç duyurularının hepsini (bunlar sadece Mehmet Tatlıcı’nın “duyumlarına” dayandıkları ve Mehmet Tatlıcı başkaca geçerli bir kanıt öne süremediği için), kovuşturmaya yer olmadığı gerekçeleriyle reddetti. Yine, Mehmet Tatlıcı’nın Uğur ve Nurten Tatlıcı aleyhinde açtığı davalar da her seferinde beraat kararlarıyla sonlandı. (Ayrıntılı bilgi için lütfen bakınız: “Mehmet Tatlıcı Düzineyi Tamamladı” ; “Mehmet Tatlıcı Rekorunu Yeniledi” ; “Masum İnsanlar Nasıl İtibarsızlaştırılır” ve “Mehmet Tatlıcı, Uğur ve Nurten Tatlıcı’dan Ne İstiyor?” haberleri).

Merhum işadamının ailesini hedef alan Mafya Tarzı tehditler hız kesmiyor

10 Ekim 2020 sabahı, rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın kabristanın bulunduğu mezarlıkta çalışan bir görevli, merhum işadamının mezarında naylon bir zarf içinde, üzerinde harf şablonu ile merhumun geride bıraktığı eşi Nurten Tatlıcı ile en küçük oğlu Uğur Tatlıcı’nın isimlerinin yazılı olduğu bir zarf bulmuş ve bunu ailenin koruması olan bir güvenlik görevlisine teslim etmişti.

Bu zarfın içinden, bilgisayarla yazılmış ve bir yazıcıdan çıktısı alınmış bir tehdit mektubu çıkmıştı. Mafya Tarzı tehditler içeren bu mektubun hedeflediği insanlar da, bir kez daha Uğur ve Nurten Tatlıcı olmuştu…

Bu mektupta yer alan bilgiler, 11 yılı aşkın bir süredir merhum eşi Mehmet Salih Tatlıcı’nın yasını tutmaya devam eden ve kendi halinde mütevazı bir hayat sürdüğü bilinen Nurten Tatlıcı’nın adeta attığı her adımın takip edildiğini, (gün gün ve saat-dakika verilerek tutulan notlarla birlikte) göstermekteydi.

Türk medyasında çıkan haberler (Hürriyet, Sabah, Takvim gazeteleriyle ATV ana haber bültenleri) bu konuyu manşete çıkarmışlardı.

Bu tehdit mektubunda ayrıca daha önce yine Mehmet Salih Tatlıcı’nın mezar taşına, (merhumun eşi ve en küçük oğlunun fotoğrafı üzerine bir bıçağın saplanarak) bırakılmış olan Mafya Tarzı tehdit notuna da gönderme yapılması ve yurtdışında açılan davaların bahsi geçmesi bu tehdit eyleminin de aynı kişi veya kişilerce gerçekleştirilmiş olabileceği şüphesi uyandırmaktaydı. Konuyla ilgili bilgileri (medyaya yansıyan haberleri de ekinde verdiğimiz) “Rahmetliye Mezarında Bile Rahat Vermiyorlar” başlıklı haberimizde daha önce okurlarımızın dikkatine sunmuştuk.

Mafya Tarzı bu tehdit mesajı üzerine, avukatları tarafından mağdur aile için koruma kararı talep edilmişti. Bu talep, İstanbul 1. Aile Mahkemesi Hakimliği tarafından kabul edildi ve ilgili mahkemenin 22 Ekim 2020 tarihli kararıyla, Uğur ve Nurten Tatlıcı bir kez daha devlet korumasına alınmış oldu.

Mehmet Tatlıcı ve Murat Yüce Mahkeme Hakimliği tarafından ihtar edildiler

İstanbul 1. Aile Mahkemesi Hakimliği aynı tarihli karara ilave olarak, mağdur ailenin devlet korumasına alınması sürecinde, Mehmet Salih Tatlıcı’nın ilk evliliğinden dünyaya gelen oğullarından Mehmet Tatlıcı ve (geçmişte Uğur ve Nurten Tatlıcı’ya karşı açılan davalar ve onlar aleyhine yapılan suç duyurularında Mehmet Tatlıcı ile birlikte hareket ettiği resmi mahkeme ve savcılık soruşturması kayıtlarına da geçmiş olan) Murat Yüce’nin de, Uğur ve Nurten Tatlıcı’ya yaklaşmama, şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürücü söz ve davranışlarda bulunmama ve onları iletişim araçlarıyla rahatsız etmemeleri yönünde ihtar edilmelerine ve bu mahkeme kararlarına aykırı davranmaları halinde de haklarında 30 güne kadar zorlama hapsi kararının uygulanacağına hükmetti.

Bu kaçıncı tehdit? Bu kaçıncı tedbir ve ihtar kararı?

Daha önce de, 20 Aralık 2018 tarihinde, Mehmet Salih Tatlıcı’nın kabristanına, geride bıraktığı eşi Nurten Tatlıcı ile en küçük oğlu Uğur Tatlıcı’nın vefat günü çekilmiş göz yaşları içindeki fotoğrafı üzerinde, “daha çok ağlayacak!!” ve “bu miras kimseye yar olmayacak!!!” yazılarak ve bir bıçakla saplanarak bırakılan Mafya Tarzı tehdit mesajı üzerine, İstanbul 11. Aile Mahkemesi kararıyla Uğur ve Nurten Tatlıcı devlet korumasına alınmış ve Mahkeme’nin bu kararı daha sonraki aylarda yenilenerek koruma kararları uzatılmıştı.

Bu olaydan yaklaşık bir buçuk ay önce de, 8 Kasım 2018 tarihinde de, yine rahmetli Mehmet Salih Tatlıcı’nın mezar taşına keskin bir cisimle bir “A” harfi kazınmış ve hemen yanında Mehmet Salih Tatlıcı’nın annesi Sultan Hanım’a ait olan mezar taşının üzerine de çirkin küfürler içeren ahlak dışı sözler yazılmıştı

Bütün bu tehdit içeren mesajlar üzerine, İstanbul 11. Aile Mahkemesi Hakimliği o dönemde de, 15 Ocak 2019 tarihinde verdiği kararla, yine Uğur ve Nurten Tatlıcı’nın devlet korumasına alınmasına, Mehmet Tatlıcı ve Murat Yüce’nin de, Uğur ve Nurten Tatlıcı’ya yaklaşmama, şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürücü söz ve davranışlarda bulunmama ve iletişim araçlarıyla rahatsız etmemeleri yönünde ihtar edilmelerine ve bu mahkeme kararlarına aykırı davranmaları halinde de haklarında 30 güne kadar zorlama hapsi kararının uygulanacağına hükmetmişti (Bu konuda ayrıntılı bilgi için lütfen bakınız: Rahmetlinin Ailesine “Mafta Tarzı” Tehdit haberi).

Aile Mahkemeleri neden sürekli olarak Mehmet Tatlıcı ile Murat Yüce’yi ihtar ediyor?

Haber ekibimizin araştırmaları, 20 Aralık 2018 tarihinde vuku bulan, Uğur ve Nurten Tatlıcı’nın fotoğraflarının bir bıçakla rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın kabristanına saplanarak aileyi doğrudan ölümle tehdit eden bu Mafya Tarzı tehdit mesajından önceki günlerde, Murat Yüce isimli bu şahsın sık sık Mehmet Tatlıcı’nın kabristanının bulunduğu mezarlıkta görünmeye başladığını ortaya koymaktadır.

Merhum eşinin vefatının üzerinden 11 yılı aşkın bir zaman geçmiş olmasına rağmen onun yasını tutmaya devam eden ve her yeni güne Mehmet Salih Tatlıcı’nın kabristanını ziyaret ederek başlayan Nurten Tatlıcı, burada 28 Eylül 2018 tarihinde Murat Yüce isimli bu şahsın bir anda ortaya çıkarak kendisine “rahmetli Mehmet Salih Bey için dua etmeye geldim” demesine ve 12 Ekim 2018 tarihinde de, adeta Nurten Tatlıcı’nın eşinin kabristanını ziyarete gelmesi için bir kenarda bekleyip, ardından Nurten Tatlıcı’nın oraya gelmesiyle birlikte yanından hiçbir şey söylemeden geçerek biraz ilerideki bir başka mezarın başında “dua ediyor” şeklinde bir görüntü vermesine tanık olduğu, resmi soruşturma tutanaklarına yansımıştı.

Murat Yüce isimli bu şahsın bu şüpheli davranışları Nurten Tatlıcı’nın araç şoförünün de dikkatini çekmiş ve Murat Yüce hakkında 13 Ekim 2018 tarihinde bir tutanak tutularak, Murat Yüce hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayette bulunulmuştu.

Ancak Murat Yüce, o tarihlerde yukarıda özetlediğimiz İstanbul 11. Aile Mahkemesi’nin kararlarına rağmen, kendi sosyal medya hesabı üzerinden tehdit mesajlarına devam etmişti. Haber ekibimizin araştırmalarına göre, Murat Yüce’nin, Mehmet Salih Tatlıcı’nın mezar taşının bulunduğu kabristanda çektiği fotoğraflarla birlikte sosyal medyada paylaştığı mesajlarında şu ifadeler yer almaktaydı: “Her daim ölümü hatırlayınız. Lakin tek gerçek olan bu yalan dünyada ÖLÜM”. 

Geçmişte yolu Mehmet Tatlıcı ile kesişen ve onunla birlikte hareket eden Murat Yüce’nin bizzat Nurten Tatlıcı’nın önüne kabristan ziyaretlerinde bu şekilde sık sık çıkarak “kendini göstermesi’” ve ayrıca sosyal medya hesabı üzerinden bu şekilde “ürkütücü” mesajlarına devam etmesi üzerine, İstanbul 11. Aile Mahkemesi, 15 Mart 2019 tarihinde aldığı ek kararla, Uğur ve Nurten Tatlıcı’ya yönelik ölüm tehditlerinin devam ettiği kanaatine vararak, kendilerinin devlet koruması altına alınmasına yönelik daha önce verdiği tedbir kararı doğrultusunda, koruma kararının bir ay daha uzatılarak devamına hükmetmişti.

Bütün bu yaşanan gerçeklerin ışığında insanın aklına hemen şu sorular geliyor:

Kimdi bu Murat Yüce ve neden kendisine hiçbir zararı olmamış Nurten Tatlıcı’ya bunları yapmaktaydı?

Neden Mehmet Tatlıcı ile birlikte onun Uğur ve Nurten Tatlıcı’ya karşı açtığı davalarda önemli bir aktör olarak yer almaktaydı Murat Yüce?

Murat Yüce, neden Mehmet Tatlıcı’nın haksız-hukuksuz-mesnetsiz ve tamamen kendi iddialarına dayanarak açtığı ve hiçbir kanıt sunamadığı suç duyurularında hapse girme pahasına Mehmet Tatlıcı yanında saf tutmak istemiştir?

Hangi motivasyonla ve neyin karşılığında yapmaktaydı bütün bunları Murat Yüce?…

Murat Yüce kimdir ve yolu Mehmet Tatlıcı ile nasıl kesişmiştir?

Murat Yüce ile Mehmet Tatlıcı ilişkisi aslında ülkemiz hukuk tarihine geçen oldukça ibretlik bir dava sürecinde başlamıştı.

Zaman içinde ortaya çıkan gerçekler, Mehmet Tatlıcı ile Murat Yüce’nin aynı dava içinde yollarının kesiştiği bu dava sürecinde, FETÖ üyesi olduğu gerekçesiyle yargılanarak mahkum olan Ekrem Beyaztaş isimli bir savcının ve adları yine FETÖ yargılamalarına ve savcılık soruşturmalarına karışan bazı sözde gazetecilerin de dahil olduğu planlı bir karalama ve kumpas kampanyasına işaret edecekti…

Ne olmuştu?

Mehmet Tatlıcı, babasının toprağa verilişinin üzerinden henüz bir hafta geçmişti ki, Uğur ve Nurten Tatlıcı aleyhinde Sarıyer Sulh Hukuk Mahkemesi’nde tereke tespiti ve tedbir istemli bir dava açmıştı.

Mehmet Tatlıcı, bu hamlesiyle birlikte babasının terekesine zarar verecekleri ve mal kaçırma girişimlerinde bulunabilecekleri iddiasıyla merhum işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın İstanbul Kağıthane’deki artık faaliyette olmayan Pilma pil fabrikası depolarında bulunan çok sayıda tablo ve antika eşyanın üzerine tedbir koydurmuş, aslında büyük bir kısmının mülkiyeti tamamen rahmetli Mehmet Salih Tatlıcı’ya değil, ama Uğur ve Nurten Tatlıcı’ya ait olan bu tablolar, sanat eserleri ve antika objeler Tereke Mahkemesi Hakimliği tarafından koruma altına alınmıştı.

İşte tam da bu noktada içine Mehmet Tatlıcı’nın ve Murat Yüce’nin de dahil olduğu yeni bir “hukuk hamlesi” devreye sokulmuştu…

Uğur ve Nurten Tatlıcı ile onlara ait bir şirketin çalışanlarının hedef alındığı “bu yeni oyunda”, Mehmet Tatlıcı, “müdahil” sıfatıyla yer almış; Uğur ve Nurten Tatlıcı’yı suçlayarak şirkete güvenlik hizmeti veren bir firmanın çalışanı olan H.K. isimli güvenlikçinin dövüldüğünü iddia etmişti. Bunun nedeni olarak da, H.K.’nin, Nurten Tatlıcı ve Uğur Tatlıcı’nın, (aralarında Murat Yüce’nin de yer aldığı) bazı şirket çalışanlarının yardımıyla “mirasa konu olabilecek eski eserleri kaçırdığını, çaldığını bilmesinden” ileri geldiğini iddia etmişti.

Mehmet Tatlıcı, hiçbir geçerli kanıt gösteremediği ve sadece kendi iddialarına dayandırdığı benzer suç duyurularını birkaç gün arayla Sarıyer, Şişli ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılıklarına da yapmıştı. Konu ve iddialar aynı olduğu için de, bütün bu dosyalar birleştirilmişti.

Burada yaptıkları suç duyurusunda, hem Mehmet Tatlıcı, hem de dövüldüğü, hakarete ve tehdide maruz kaldığı ve hatta kaçırıldığı iddia edilen H.K. isimli güvenlik görevlisi, verdiği ifadelerde, kendisine bütün bunları yapan kişiler arasında yukarıda bahsi geçen Murat Yüce’nin ismini vermektelerdi…

Murat Yüce ise, bu iddiaları reddetmekteydi.

Mehmet Tatlıcı ve H.K. isimli bu güvenlik görevlisinin bu iddiaları hiçbir kanıt sunamadıkları için savcılıkça kovuşturmaya yer olmadığı gerekçesiyle sonlandırılmıştı.

Ancak… FETÖ kumpaslarını hatırlatan bir karalama kampanyası sergilenmeye başladı

Birinci hamlesinden beklediği sonucu alamayan Mehmet Tatlıcı, söz konusu güvenlik görevlisi H.K.’nın “aynı gerekçelerle tekrar dövüldüğünü ve hakarete uğradığını” iddia ederek Uğur ve Nurten Tatlıcı aleyhinde ve o tarihte onların şirketinde çalışan Murat Yüce ile E. B. İsimli bir görevlinin bu olaya karıştığını beyan ederek yeni bir suç duyurusunda bulunacaktı.

Onun bu iddialarını ciddiye alarak soruşturma başlatan ve Mehmet Tatlıcı’nın bu suç duyurusunu mahkemeye taşıyan bir savcı devreye girmişti: Ekrem Beyaztaş

Mehmet Tatlıcı’nın bu yeni hamlesiyle birlikte yine bazı malum gazeteciler de devreye girerek, Uğur ve Nurten Tatlıcı’yı doğrudan hedef alarak, aslı astarı olmayan ve tamamen Mehmet Tatlıcı’nın iddialarına dayandırdıkları varsayımlarıyla, onlar aleyhinde kamuoyu nezdinde itibarlarını yerle bir edecek bir karalama kampanyası başlatılmıştı… (Bu konuda ayrıntılı bilgi için lütfen bakınız: “Tarafsız Medya Ne Tarafta”; “Çamur Siyasetine Medya Desteği” ve “Hep Aynı ‘Ekip’, Hep Aynı ‘Senaryo’” haberleri).

Bu sözde gazeteciler arasında da Abdullah Kılıç ve Dinçer Gökçe gibi gazetecilerin adları ön plana çıkmaktaydı…

Murat Yüce, Mehmet Tatlıcı’nın yanında saf tutuyor…

Mehmet Tatlıcı’nın bu yeni hamlesiyle birlikte çok ilginç yeni bir gelişme de gündeme gelmişti:

Daha önce defalarca Mehmet Tatlıcı’nın suçlamalarına maruz kalan Murat Yüce, bir anda Mehmet Tatlıcı’nın yanında yer alarak daha önceki ifadelerinin doğru olmadığını beyan etmiş ve hakkındaki daha önceki tüm suçlamaların tamamını kabul ettiğini beyan ederek, yıllarca şirketlerinde çalıştığı Uğur ve Nurten Tatlıcı aleyhinde suçlamalarda bulunmaya başlamıştı…

Hatta Murat Yüce büyük bir azimle, Mehmet Tatlıcı’nın geçmişte Uğur ve Nurten Tatlıcı aleyhinde haksız hukuksuz iddialarıyla yaptığı ve savcılık makamları tarafından kovuşturmaya yer olmadığı gerekçesiyle geri çevrilen tüm suç duyuruları dosyalarında yeniden ifade vermek istemişti…

Herşey FETÖ kumpaslarıyla büyük bir benzerlik gösteriyordu…

Aslında bu söz konusu dava, Mehmet Tatlıcı’nın içine müdahil olarak girmesini gerektiren bir duruma ve özelliğe de sahip değildi, ancak, “işin içinde” daha sonra FETÖ (Fethullahçı Terör Örgütü) üyesi olduğu ortaya çıkan Ekrem Beyaztaş isimli bir “savcı” vardı ve Mehmet Tatlıcı’nın bu davanın her aşamasında “işin içinde” olmasını adeta desteklemişti. (FETÖ’cü savcı Ekrem Beyaztaş hakkındaki bilgiler için lütfen bakınız: “FETÖ Soruşturmaları ve Mehmet Tatlıcı” yazı dizisinin 2. Bölümü).

Bu dava sürecinde daha sonra adları FETÖ soruşturmaları ve davalarında geçen, bu nedenle mahkum olan Abdullah Kılıç ile FETÖ üyesi olduğu gerekçesiyle savcılıkça göz altına alınan ve yapılan soruşturma sonrasında yargılanmak üzere şartlı olarak salıverilen Dinçer Gökçe gibi sözde gazeteciler de, gazetecilik etik ilkelerini ayaklar altına alarak, Uğur ve Nurten Tatlıcı’yı tek taraflı haberleriyle adeta suçlu gibi göstermeye çalışıyorlardı. (Bu konuda ayrıntılı bilgi için lütfen bakınız: “Merhumun Koleksiyonu Üzerinden İtibarsızlaştırma Senaryosu” başlıklı haber dizisinin özellikle 6. Bölümü ve “FETÖ Soruşturmaları ve Mehmet Tatlıcı” yazı dizisinin 4. Bölümü).

Kısacası, bu süreçte sergilenen her şey, FETÖ’nün kumpasları ve medya üzerinden masum insanları karalama kampanyalarını hatırlatan bir şekilde kurgulanmış izlenimi veriyordu, ancak o yıllarda (2009 ve 2010) ülkemiz henüz FETÖ gerçeğini tam olarak anlamış değildi ve FETÖ/PDY (Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması) örgütünün içine savcı ve hakimlerin yanında medya çalışanı yandaşlarıyla birlikte bu ülkenin başına nasıl çoraplar örmekte olduğu fark edilmiyordu…

Uzun bir süre devam eden yargı süreci sonunda, adalet yerini bulmuş ve Türk adaleti,  içine FETÖ’cü savcı ve sözde gazetecilerin aleyhteki tüm çabalarına rağmen Uğur ve Nurten Tatlıcı’nın beraatlerine karar vermiş; dava da Mehmet Tatlıcı’nın aleyhine ve onun yanında yer alan Murat Yüce’nin “bu ani dönüşü” (geçmişteki ifadeleriyle çeliştiği için) mahkemeye ve savcılık makamlarına yanlış bilgi verdiği ve mahkemeyi yanılttığı gerekçesiyle 5 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmasıyla sonlanmıştı…

Bu ibretlik hukuk oyunları ve ardındaki gerçeklerin detayları şu haberler üzerinden takip edilebilir: “Yeni Senaryo, Yeni Aktörler, Yine Hüsran” ; “Her Taşın Altından Çıkan Hep Aynı İsimler” ve “Adalet Bir Kez Daha Tecelli Etti” haberleri.

Bir insan niye göz göre göre kendini mahkum ettirir? Ne pahasına?

Görüldüğü gibi, Murat Yüce uzun bir süre Uğur ve Nurten Tatlıcı’nın bir şirketinde çalışan bir insandı. Uğur ve Nurten Tatlıcı’nın kendisine karşı en ufak bir kötülüğü olmadığı, yukarıda bilgisini verdiğimiz hukuk oyunları sürecindeki duruşma ve savcılık soruşturma kayıtları içinde de görülmekteydi.

Kendisine hiçbir kötülüğü dokunmamış ve uzun bir zaman ekmeğini yediği bu insanlara karşı Murat Yüce nasıl olmuştu da bir anda onlara karşı açtığı davalar ve aleyhlerinde yaptığı suç duyurularıyla kamuoyunun ve adalet camiasının malum olmuş bir şahıs olan Mehmet Tatlıcı’nın yanında saf tutmaya başlamış; hatta “bu yolda” dava duruşma kayıtlarına da geçecek şekilde birbiriyle çelişkili ifadeler vererek hapse bile girmeyi göze almıştı?…

Bu soruları cevabını şüphesiz en iyi Murat Yüce ve Mehmet Tatlıcı biliyordur diyor ve bunun takdirini bir kez daha okurlarımıza bırakıyoruz…

Hapis cezasını tamamlayan Murat Yüce soluğu Mehmet Salih Tatlıcı’nın kabristanında aldı

İşte geçmişte bu şekilde Mehmet Tatlıcı ile birlikte hareket eden Murat Yüce’nin hapis cezasını tamamlayıp tahliye olduğu günlerin hemen ardından, rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın kabristanında sık sık kendini merhumun eşi Nurten Tatlıcı’nın ziyaret zamanlarında göstermeye başlaması da aynı günlere denk gelmişti…

Bütün bu nedenlerden olsa gerek, yukarıda da açıkladığımız gibi önce İstanbul 11. Aile Mahkemesi (2019 yılındaki kararlarında) ve şimdilerde de İstanbul 1. Aile Mahkemesi Hakimlikleri, Mehmet Tatlıcı ve Murat Yüce ile ilgili olarak, Mafya Tarzı ölüm tehditleri alarak mağdur durumda oldukları için devlet korumasına alınan Uğur ve Nurten Tatlıcı’ya, onların konutları ve işyerlerine yaklaşmamaları; şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmamaları ve iletişim araçlarıyla rahatsız etmemeleri yönünde haklarında önleyici tedbir kararı vermiş; bu tedbir kararına aykırılık halinde kendilerine 30 güne kadar zorlama hapsi cezası verileceği ihtarında da bulunmuşlardır…

“Bir miras anlaşmazlığı” diye gösterilen sözde hak-hukuk arayışı nerelere geldi?

Şimdi bütün bu bilgi, bulgu ve hepsi de resmi soruşturmalar ve duruşma kayıtlarında yer alan kanıtlar ve ayrıca medyada çıkan haberlerin ışığında meselenin bugün için geldiği tehlikeli boyutu okurlarımız ve kamuoyunun dikkatine sunmak isteriz.

Mehmet Tatlıcı, kendisine bugün sahip olduğu tüm zenginliği, rahat ve lüks içindeki hayatı vermiş olan rahmetli babasının vefatından bu yana, merhumun ikinci evliliğini yaptığı Nurten Tatlıcı ile bu evlilikten dünyaya gelen baba bir kardeşi Uğur Tatlıcı aleyhinde onlarca dava açtı ve onlarca suç duyurusunda bulundu… (Bu konuda, ayrıntılı bilgi için lütfen bakınız: “Mehmet Tatlıcı Düzineyi Tamamladı” ; “Mehmet Tatlıcı Rekorunu Yeniledi” ve “Mehmet Tatlıcı, Uğur ve Nurten Tatlıcı’dan Ne İstiyor?” haberleri)

Bu süreçte Mehmet Tatlıcı’nın vefat etmiş öz babası aleyhine de suç duyurusunda bulunduğuna tanık olunmuştu…

Mehmet Tatlıcı, vefat etmiş babası aleyhinde bile suç duyurusunda bulunmuştu

Mehmet Tatlıcı, bugün sahip olduğu tüm servetini, sadece ve sadece merhum babası Mehmet Salih Tatlıcı’nın kendisine bıraktıklarına borçludur.

Ancak ne hazindir ki, bugün lüks içindeki yaşamını borçlu olduğu rahmetli babası hakkında bile, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Kaçakçılık Bürosu’na suç duyurusunda bulunmuş bir insandır Mehmet Tatlıcı… (Bu konuda ayrıntılı bilgi için lütfen bakınız: “Oğul: Müşteki – Merhum Baba: Şüpheli” haberi).

Savcılık makamı, Mehmet Tatlıcı’nın vefat etmiş öz babası hakkında yapmış olduğu bu saçma sapan suç duyurusunu, (tıpkı Uğur ve Nurten Tatlıcı hakkında yaptığı asılsız suç duyurularında olduğu gibi) kovuşturmaya yer olmadığı gerekçesiyle reddetmişti…

Bir insan canı, bir miras davasında kazanılacak fazladan bir paraya değer mi?…

Mehmet Tatlıcı, bütün bunları sözde “hak-hukuk arayışı” içinde göstermeye çalışmasına rağmen, yıllardır yaşanan gerçekler, sürekli olarak hedef aldığı insanları hiçbir kanıtı olmadan tamamen kendi haksız-hukuksuz iddialarıyla açtığı davalar ve yaptığı suç duyurularıyla sürekli taciz etmesi yanında, özellikle son iki yıldır bazı meçhul ellerce gerçekleştirilen ve şüphe uyandıran Mafya Tarzı tehditler de bütün bunların artık aile içindeki bir miras anlaşmazlığı ve bir miras davasında hak-hukuk arayışı boyutunu çoktan aşarak tamamen insan hayatını tehdit eden bir noktaya geldiğine işaret etmektedir…

Bu son tehdit mektubunda da açıkça, “Ömrünüz yeterse belalı işler ve insanlarla uğraşmak zorunda kalacaksınız” şeklinde bir ölüm tehdidi yer almaktadır…

2018 Aralık ayındaki Uğur ve Nurten Tatlıcı’nın Mehmet Salih Tatlıcı’nın toprağa verildiği gün çekilen göz yaşları içindeki fotoğrafı üzerine bir bıçağın saplanarak merhumun mezar taşına bırakılan tehdit mesajında da yine açıkça “Daha çok ağlayacak” ve “bu miras kimseye yar olmayacak” şeklinde bir ölüm tehdidi yer almaktaydı…

Bütün bu insan vicdanını yaralayan gelişmelerden sonra bir kez daha soruyoruz: Bir insan canı, bir miras davasında kazanılacak fazladan bir paraya değer mi?…

“Yurt dışında dava açan” kim?

Haberimizde bahsi geçen ve Türk medyasında da yer bulan bu son tehdit mektubunda, yurt dışında açılan davalardan da söz edilmektedir.

Haber merkezimizin yıllardır süren araştırmaları çok net bir şekilde göstermektedir ki, rahmetli Mehmet Salih Tatlıcı’nın vefatı sonrasında onun geride bıraktığı mirası ve resmi vasiyetnamesi ile ilişkili olarak, geride bıraktığı ailesine karşı Türkiye’deki davalar bir yana, yurt dışında dava açan tek mirasçı olarak Mehmet Tatlıcı’nın adı geçmektedir.

Öyle ki, Mehmet Tatlıcı yıllardır Türkiye’de ve yurtdışında (özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nde) açtığı davalar ve yaptığı suç duyurularında, sürekli olarak diğer mirasçılardan öz babasının ikinci eşi Nurten Tatlıcı ile bir kardeşi Uğur Tatlıcı’yı hedef almaktadır.

Bu yolda, hiçbirini kazanamadığı onlarca dava açmış ve hepsi de savcılık makamlarınca kovuşturmaya yer olmadığı gerekçesiyle kendisine iade edilmiş onlarca suç duyurusu yapmıştır Mehmet Tatlıcı.

Yukarıda da açıklandığı gibi, Mehmet Tatlıcı rahmetli babasının resmi vasiyetnamesini iptal ettirmek için açtığı davayı kaybetmiştir; sonuçta Türk Adaleti rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın vasiyetnamesinin geçerli olduğuna karar vermiştir.

Mehmet Tatlıcı, rahmetli babasının resmi vasiyetnamesindeki miras paylaşımının yerine, mirasın yeniden tespit edilmesi için de miras tespit davası açmıştı. Türk Adaleti Mehmet Tatlıcı’nın miras tespit davasını da aleyhinde sonuçlandırdı ve miras payının mirasçılar arasında (mirastan ıskat edilen Ahmet Tatlıcı’nın saklı pay alması kararı dışında) yine rahmetli Mehmet Salih Tatlıcı’nın emrettiği şekilde uygulanmasına karar vermiştir.

“Verin 740.000.000 dolar parayı, açtığım bütün davalardan vaz geçeyim”

Bütün bunlar olurken Mehmet Tatlıcı “çok ilginç bir şekilde”, Amerika’da açtığı davalara bakan avukatlarından biri eliyle, (aleyhinde yurtdışında ve Türkiye’de onlarca dava açtığı ve aleyhlerinde yine onlarca suç duyurusunda bulunduğu Uğur ve Nurten Tatlıcı’ya yollattığı faks mesajında), Uğur ve Nurten Tatlıcı’dan kendisine 740.000.000 (YEDİYÜZ KIRK MİLYON) Amerikan Doları nakit para vermeleri karşılığında onlar aleyhine Türkiye’de ve yurtdışında açtığı bütün bu davalardan vaz geçeceğini, bu davaları kapatacağını açıkça beyan etmiştir… (Ayrıntılı bilgi için lütfen bakınız, “740.000.000 dolarlık ‘GİZLİ’ teklif” ; “Mehmet Tatlıcı’nın Yeni Amerika Manevraları” ve “Mehmet Tatlıcı Mahkemeyi Nasıl Yanıltıyor?” haberleri).

Bütün bunlar haber ekibimizin Türkiye’de ve yurtdışında yaptığı araştırmalarının sonucunda (hepsi de kanıtlarıyla birlikte) okurlarımızın bilgisine sunduğumuz haberlerimizde mevcuttur. Tüm gerçekler bu şekilde yaşanmıştır.

Hal böyleyken, miras davalarının bugün geldiği boyutla birlikte, özellikle son iki yıldır rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’ya adeta mezarında bile rahat vermeyen ve merhumun geride bıraktığı ailesine yönelik olarak onun kabristanı üzerine bırakılan Mafya Tarzı tehdit mesajlarının da açıkça gösterdiği gibi, meselenin bir miras davası boyutunu aşarak doğrudan Uğur ve Nurten Tatlıcı’yı hayatlarıyla tehdit eden bir yere geldiğine tanık olunmaktadır

Üzücü olan ve üzerinde düşünülmesi gereken esas mesele de budur, mirastan onun veya bunun birkaç dolar daha fazla pay alması değil…

Bir kez daha yazıyoruz:

Rahmetli Mehmet Salih Tatlıcı, saygıdeğer ve hayırsever bir işadamıydı. Geride bıraktığı tüm mirasçılarına “yedi sülalelerine yetecek” hatırı sayılır bir miras bırakmıştı….

Kendi mirası üzerinden sergilenmekte olan (bugün gelinen noktadaki bu üzücü ve ürkütücü gelişmeleri, işin içine Mafya Tarzı ölüm tehditlerinin girdiği) bu tehlikeli miras oyunlarını asla hak etmemişti…

Mehmet Salih Tatlıcı, geride bıraktığı aile fertlerinin adlarının, ikide bir Türk medyasındaki haberlere de bu şekilde bir miras anlaşmazlığı olarak yansımasını asla istemezdi…

Mehmet Salih Tatlıcı, mezarında rahat uyumak istemektedir…

Onu da, geride bıraktığı ailesini de artık rahat bırakın…

O mirasını kendince geride bıraktığı aile fertlerine adil bir şekilde paylaştırmıştır; Derdiniz mirastan daha fazla para elde etmek ise, bunu adalet içinde arayın…

Aranızda hala mirastan kaynaklı bir husumet varsa, bunu sulh içinde çözün, İŞ’E MAFYAYI KARIŞTIRMAYIN…

Ve artık ne olur “SULH OLUN!”

Gelişmeleri okurlarımız ve kamuoyu ile paylaşmayı sürdüreceğiz…

Gerçekler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

scroll to top