Uğur Tatlıcı: “Depreme Dayanıksızsa Derhal Yıkılmalıdır!”

ugur_tatlici_tat_towers_depreme_dayaniksizsa_derhal_yikilmalidir_h316.jpg

Rahmetli Mehmet Salih Tatlıcı’nın büyük bir emek harcayarak inşaatına 1989 yılında başlayıp, 2007 yılında tamamladığı Tat Towers, yapımının üzerinden yaklaşık altı yıl geçmesine ve teknik-fiziki tüm altyapısıyla kullanıma hazır olmasına rağmen atıl bir halde bekletilmeye devam ediyor.

İstanbul Zincirlikuyu’daki Tat Towers adlı iş kulelerinin uzun yapım süreci ve yıllardır atıl bir halde bekletilmesinin getirdiği söylentilerin ardı arkası kesilmiyor. Şimdi de depreme dayanıklı olup-olmadığı medya gündemine düştü ve bu konuda herkes bir şeyler söylüyor. 

Tatlıcı Gerçekleri, Tat Towers’la ilgili tüm spekülasyonlara son noktayı koymak için konunun doğrudan muhataplarından rahmetli Mehmet Salih Tatlıcı’nın oğlu Uğur Tatlıcı ile görüştü ve bu konudaki tartışmalara açıklık getirmeye çalıştı. Aşağıda bu röportajın önemli bölümlerini okurlarımızla paylaştık.

Tat Towers’ın hikayesini özetleyebilir misiniz? İnşaatı neden bu kadar uzun sürdü?
Rahmetli babamın Tat Towers adını verdiği bu binanın inşaatına 1989 yılında başlanmış ve 2007 yılında tamamlanmıştır. Babam büyük emek verdiği bu iş kulelerinin yapımında hiçbir şekilde kredi kullanmamış, tamamen kendi sabrı, çabası ve öz kaynaklarıyla inşaat sürecinin tamamlanmasını sağlamıştır. 

Binaların inşaatı başladıktan sonra o dönemdeki müteahhit firma olan STFA ile ihtilafa düşülünce, inşaat faaliyetleri durduruldu ve uzun bir süre de inşaatta herhangi bir ilerleme kaydedilemedi. STFA ile ihtilaf giderildikten sonra inşaata devam edildi. Tabii o zamanın teknolojik gelişmişlik düzeyi de inşaatların yapımının bugünkü hızından daha yavaş yürümesine neden oluyordu. 

Normal şartlarda esasen belki iki-üç yıl içinde bitirilebilecek bir projeydi Tat Towers. Ancak rahmetli babamın en önemli prensibi, tüm projelerini kendi öz kaynakları ile tamamlamasıydı. Proje bu yüzden gecikerek tamamlandı. Babamın bu projenin finansmanını bizzat gerçekleştirmeye yönelik kararlılığıydı söz konusu olan. Bunun dışındaki tüm iddialar spekülasyondur ve tamamen dedikodudan ibarettir. 

Şehrin göbeğindeki bu binalar neden bu kadar uzun bir süredir hiç kullanılmadan boş bir halde bekletildi ve bu atıl hali neden hala devam etmekte? 
Hikayenin bu kısmı uzun, ama özetlemeye çalışayım. İnşaatlar bittiğinde babam hayattaydı. Kendisi her iki kulenin birlikte aynı gruba kiralanmasını istiyordu ve bunun için de uluslararası büyük otel işletmecileriyle görüşmelere başlamıştı. O dönemde bu dünyaca ünlü ve saygın firmalarla sözleşme taslakları da hazırlanmıştı, ama maalesef babamın ağır hastalığı onu yatağa düşürdü ve daha sonra da ne yazık ki kendisini 22 Şubat 2009’da kaybettik. Tereke Mahkemesi vefatın hemen akabinde Mehmet Tatlıcı’nın müracaatı üzerine terekeye el koydu. Bina yaklaşık 5 yıldır atıl bir biçimde terekenin yönetimindedir. 

Babamın vefatından hemen sonra, yıllar önce yazdığı vasiyetnamesi ortaya çıktı. Rahmetli babam vasiyetnamesini 1994 yılında yazmış ve vasiyetnamesinde aynı zamanda teyzesinin kızı da olan ilk eşi Bedriye Hanım’dan çocukları Ahmet ve Ali Tatlıcı’yı mirasından ıskat etmiş, ancak küçük oğlu Mehmet Tatlıcı’nın ve mirasından ıskat ettiği oğlu Ahmet Tatlıcı’nın çocukları ile Ali Tatlıcı’nın çocuklarının saklı payları oranında mirasından yararlanmasını uygun görmüş. Bunda Ahmet ve Ali Tatlıcı’nın 1988 yılında babamın evi ve iş yerlerini basıp kendisini ve ikinci eşi olan annem Nurten Tatlıcı’yı ölümle tehdit etmeleri ve ağır hakaretlerde bulunmalarının, babam üzerinde yarattığı büyük üzüntü ve hayal kırıklığının etkili olduğunu düşünüyorum. 

Daha rahmetli babamın cenaze namazını kılıp, kendisini toprağa veremeden de, ilk eşinden olan küçük oğlu Mehmet Tatlıcı avukatları aracılığıyla bankalara sabahın köründe faks çekerek babamızın vefatı dolayısıyla hesaplarının dökümünü istemiş ve rahmetli babamızın yasını tutacağı bir günde bankaya “Mehmet Salih Tatlıcı’nın oğlu olarak mirasçı müvekkilimiz Mehmet Tatlıcı, şu anda mirasçılık belgesi düzenlenmesi için mahkemeye başvurmuş durumdadır” yazan bir bildirimde bulunmuştur.  

Zaman ilerledikçe öğrendik ki, Mehmet Tatlıcı rahmetli babamız daha vefat etmeden bu dilekçeyi yazdırmış ve babamızın vefat tarihi boş bırakılmış bu dilekçe daha sonra elle ölüm tarihi yazılarak bankaya fakslanmış. Yine daha sonra öğrendik ki, Mehmet Tatlıcı henüz rahmetli babamız hastanede yatarken, vefatından üç hafta öncesinde Beyoğlu 35. Noterliği’ne miras davalarının takibi ile ilgili bir vekaletname vermiş avukatlarına.

Hemen ardından da, rahmetli babamın ilk eşinden olan çocukları babamın vasiyetnamesine karşı davalar açarak mirastan daha fazla pay talebinde bulundular. Babalarının geride bıraktığı her şeye olduğu gibi aynı babanın çocuğu olan bana ve babamın vefatına kadar kendisinin tam 43 yıllık hayat arkadaşı olan ikinci eşi anneme karşı şimdiye kadar asılsız ve hiçbir hukuki dayanağı olmayan tam 11 suç duyurusunda bulundular. Bu 11 suç duyurusu da yapılan incelemeler sonucunda takipsizlikle veya red kararlarıyla sonuçlandı. 

Bununla da yetinmeyerek Ahmet ve Mehmet Tatlıcı ile rahmetli Ali Tatlıcı’nın oğlu Salih Ziya Tatlıcı, kendi açtıkları miras davalarıyla ilgili hukuki süreç içerisinde mahkemeye verdikleri dilekçelerle, Tat Towers binalarının depreme dayanaksız olduğunu, bu binaların ruhsatsız olduğunu, “gecekondu” olduğunu beyan ettiler. Bunları merak eden herkes mahkeme kayıtlarında bu dilekçeleri bulabilir. 

Babamın yıllarını vererek büyük bir sabır, emek ve özveriyle tamamen kendi başına inşa ettiği bu güzide iş kuleleri, maalesef babamın kendilerine bıraktığı ve yüz milyonlarla ifade edilen çok büyük bir parasal karşılığı olan bu mirasla yetinmeyip, hep daha fazlası peşinde olan diğer mirasçılar tarafından açılmış davalardaki iddialar yüzünden, tamamen atıl bir durumda tereke mahkemesinin denetimine bırakılmıştır. Şu anda 2007 yılından beri de yaklaşık 6 yıldır boş bir halde bekletilmeye devam edilmektedir. 

Tat Towers’ın şu anki hukuki durumu nedir? Kiraya verilmesinin önündeki engeller nelerdir?
Kiralanması için en büyük engel, depreme dayanıksız ve kaçak iddiaları. Bunun dışında hiçbir engel yok. 

Peki bu binaların şu anki değeri nedir?
Gayrimenkul uzmanları Tat Towers’a bir milyar Amerikan Doları civarında bir değer biçmekteler. 

Kiraya verilirse aylık getirisi ne kadar olacak?
Aylık kirası kanımca net 2 milyon Amerikan Dolarını bulur.

Bu durumda devletin buradan vergi kazancı sizce ne olur?
Devletin Tat Towers üzerinden elde edeceği vergi geliri de yıllık en az 10 milyon doları civarı olacaktır.

Babanızın vasiyetine göre Tat Towers’da sizin ve annenizin hakkı, bu hakkın oranı ile diğer varislerin hakkı ve oranı nedir?
Babamın resmi vasiyetnamesine göre aslında ben ve annem dilersek diğer mirasçılara Tat Towers’tan veya terekedeki diğer malvarlığı değerlerinden hiçbir nesnel pay vermemeyi tercih edebilecek durumdayız. Diğer bir deyişle, “size mal vermiyoruz, onun yerine para veriyoruz” deme hakkına sahibiz. Babam resmi vasiyetnamesinde ilk eşi, teyzesinin kızı Bedriye Tatlıcı ile evliliğinden olan oğullarından Mehmet Tatlıcı, ıskat ettiği oğlu Ahmet Tatlıcı ile yine ıskat ettiği ama kendisinden önce vefat eden Ali Tatlıcı’dan olan torunlarının mirastan saklı paylarını almalarını istemiş. Ama bu saklı paylarını temelde para olarak almalarını emretmiş ve bu konudaki nihai kararı bize bırakmış. Yani biz istersek diğer mirasçılara Tat Towers’tan hiçbir pay vermeyebiliriz ve onların saklı paylarını para olarak ödeyebiliriz. 
Mirastaki haklarına gelince onlar saklı paylarını alacaklar yani Mehmet Tatlıcı mirastan (3/32) oranında, mirastan ıskat edilen oğlu Ahmet Tatlıcı’nın çocukları toplamda (3/32) oranında, ıskat edilen fakat babamdan önce vefat eden oğlu Ali Tatlıcı’nın çocukları da yine toplamda (3/32) oranında pay sahibi olacaklar. Geri kalan ise bana ve anneme ait olacak. Kısacası, Tat Towers’ta annem ve ben zaten toplamda (2/8) oranında müşterek mülkiyet payına sahibiz. Terekeye ait (6/8) müşterek mülkiyet payının da (23/32)’si annem ve bana düşüyor. 

Tat Towers’ın depreme dayanıklı olmadığı iddialarının kaynağı nedir? Bu iddialar ne gibi sonuçlara yol açtı?
Depreme dayanıksız iddialarını babamın teyzesinin kızı Bedriye Hanım ile yaptığı evlilikten olan oğulları ortaya attı. Sanırım buradaki planları, terekenin değerinin düşürülmesini sağlayarak tenkis hesaplarından daha çok kazanç elde etmek. Bu da ülkemizde hep gördüğümüz şekliyle leş yiyicileri harekete geçirdi. Bu işten nasıl prim yaparız derdinde olanlar, adeta akbaba gibi etrafımıza üşüşüp “bu binalar sıkıntılı, bu sorunları ancak biz çözebiliriz” yaklaşımıyla bu durumdan menfaat sağlamaya çalıştılar. Bu ihtilafı fırsat bilenler, bundan nemalanmak için her yolu denediler. Referanslarına Tat Towers’ı eklemek için “1 ayda tamamını kiralarız” taahhüdü ile önümüze gelen mahalle emlakçılarından hiç bahsetmiyorum bile. Çok ilginç ve matrak olaylara şahit olduk bu süreçte. Rahmetli babamın adını kullanarak karşımıza gelip “bana x dolar borcu vardı, artık siz ödersiniz” diyen insanlar dahi oldu. Hepsi de ne hikmetse dolarmış bu sözde borçların. Hiç Türk Lirası yokmuş. Yurdum insanı “ya tutarsa” felsefesini iyiden iyiye benimsemiş durumda. 

Siz, bu binaların depreme dayanıklı olup olmadığına dair herhangi bir rapor aldınız mı? Aldıysanız raporda ne diyordu?
Bu konuda 2004 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi tarafından yapılan bir inceleme raporu var. “İstanbul, Zincirlikuyu İş Merkezi Statik İnceleme Raporu” başlıklı ve İstanbul Teknik Üniversitesi, Yapı Statiği ve Betonarme Birimi’nden Prof. Dr. Özkan İşler imzasıyla yazılan bu raporda Tat Towers’la ilgili olarak standartların da ötesinde sağlam olduğuna dair bilimsel açıklamalar mevcut. 

Bir binaya vaktiyle sağlam raporu veren aynı kişiler daha sonra dönüp “çürük” raporu verebiliyor, bu hikayeleri hep duyuyoruz. Örneğin aynı bilirkişi Mehmet Tatlıcı’nın talebi üzerine yapılan inceleme sonunda hazırladığı raporda ise bu binaların sağlam olmadığını yazmıştı. Uzman kişi aynı, bina aynı, sonuç farklı. 
Maalesef genelde bilirkişilik müessesesi şaibelere yol açacak durumda. Örneğin, bu binaların bugünkü gerçek değerini belirlesinler diye görüşü alınan bilirkişilerin bu değeri neye göre belirledikleri de son derece tartışmalıdır. 1 milyar dolar su içinde edecek bir yapıya her ne hikmetse yaklaşık 300 milyon TL değer biçiyor bir bilirkişi ve bu rapor mahkeme dosyasına giriyor. 

Verdiğiniz ilanda ”ilgili makamlarca kuleler depreme dayanıklı mı değil mi, belirlensin. Gerekirse yıkılsın” diyorsunuz. Sizi bu duruma getiren süreç nedir?
Mahkemelerde hakimlerin çalışma şartlarını hepimiz biliyoruz, çok zor şartlarda çalışıyorlar. Bir hakimin günde 30-40 duruşmaya girdiği oluyor. Hepsinin elinde yüzlerce dava dosyası var. Hangi dosyayı okusun, hangisinde kimi, nasıl yargılasın? Adalet sistemi çok ama çok yavaş ilerliyor bu yüzden. Bu kadar çok davayla kimse başa çıkamaz. Yine de hakimlerimiz kanunları tarafsız bir şekilde uygulamak ve adaletin tecellisi adına özveriyle çalışmakta ve tüm bu iş yüküne rağmen bunca dosyayla gerçekten iyi başa çıkmaktadırlar.  

Tat Towers’a gelirsek; gerekirse yıkılsın diyoruz elbette. Bu binalar depreme dayanıklı değilse tabi ki yıkılacak. Bunda düşünecek fazla bir şey yok. Onca insanın canını nasıl tehlikeye atarız? Depreme dayanıklı değilse yıkılır, kaçaksa da yıkılır. Ve böylece bu tartışma bitmiş olur, kamuoyu da biz de rahat ederiz. Bu konuda gerçekten ve tüm samimiyetimle böyle düşünüyorum. 

Peki bu bina yıkılırsa diğer mirasçıların payları bu durumdan nasıl etkilenecek? Siz nasıl etkileneceksiniz?
Burada gayrimenkul uzmanlarının yaklaşık 1 milyar Amerikan Doları değer biçtiği bir taşınmazdan bahsediyoruz. Bu diğer mirasçılara yaklaşık adam başı 65-70 milyon dolarlık bir pay düşer anlamına geliyor. Annemle ben müşterek malik olduğumuz için ve bunun yanında vasiyetname gereği de bize yaklaşık yedi yüz milyon dolarlık bir pay düşüyor. Tat Towers yıkıldığında geriye sadece arsası kalacak. Bu da payları yüzde 10’lar mertebesine çekecektir diye tahmin ediyorum. Yani 70 yerine 7 ve 700 yerine 70 gibi. 

O zaman burada diğer mirasçılardan ziyade anneniz ve sizin kaybınız çok büyük bir düzeye ulaşıyor değil mi?
Hayatın anlamı para değildir. Annem ve Babam beni bu felsefeyle yetiştirdi. 
Rahmetli babam bu binayı bütün bir ömür boyu kazandıkları ile inşa etti. Tat Towers onun göz bebeğiydi. Ancak hiçbir emek ve çaba kamu güvenliğinin önüne geçemez. Eğer inşa ettiği bina depreme dayanıksız ise mutlaka yıkılması lazım. O binanın önünden her gün on binlerce insan ve taşıt geçiyor. Bu insanların bir kılına dahi zarar gelsin istemeyiz. 

Babam zaten bize ömrümüz boyunca yetecek kadar bırakmış. Sadece mirastan bahsetmiyorum. Balık da bırakmış, olta da bırakmış. Çok şükür bir turizm tesisimiz var, çalıştırıp para kazanıyoruz. Diğer mülklerimiz de kirada. Hayatımızı rahat bir şekilde idame ettirecek kadar gelire sahibiz. Ne kumarımız var, ne de başka kötü alışkanlıklarımız. Ben ve annem zaten Tat Towers’dan elde edeceğimiz gelirin büyük bir kısmını hayır işlerinde kullanmayı planlıyorduk. Fakat kamu güvenliği her şeyin önünde gelir. Eğer depreme dayanıksız ise yapacak hiçbir şey kalmıyor. Bu bağışları yapmaya devam ederiz yine de. Biz burada esas olarak babamızın bu önemli eserinin yok olacak olmasına ve bu hayır işlerini istediğimiz oranda yapamayacak olmamıza üzülürüz. 

Burada en değerli varlığımız olan babamı kaybetmişiz, geride bıraktığı ve bu dünyada kalacak bir miras başkaları gibi bizim iştahımızı kabartıp ağzımızın suyunu akıtmıyor. Diğer bazı mirasçılar gibi bu miras meselesini haftada 7 gün 24 saat düşünerek bunu bir yaşam biçimi haline getirmedik. Bunun dışında bizim hayatımızı etkileyen herhangi bir durum zaten olmayacaktır.  

Miras davasının gidişatına göre Tat Towers daha ne kadar boş kalacak? Eğer Tat Towers depreme dayanıklı raporunu bir kez daha alırsa, Tat Towers’ın hizmete girmesiyle ilgili herhangi bir tasarrufta bulunacak mısınız?
Eğer depreme dayanıklı raporu çıkarsa, normal şartlarda bu taşınmazın derhal kiralanması gerekir. Ancak diğer mirasçıların bu noktada da yine başka bahanelerle sahneye çıkıp Tat Towers’ın kiralanmaması için çabalamaya devam edeceklerinden eminim. Çünkü menfaatlerinin bu yönde olduğunu düşünüyorlar. Öncelikle binanın depreme dayanıklılığı ile ilgili sakıncalı bir durum varsa bu ivedilikle ele alınmalı ve gereği derhal yapılmalıdır. 

Bu gazete ilanı dışında deprem güvenliğinin tespiti için başkaca girişimleriniz oldu mu?
Elbette. Bu ilanı kimse bir blöf veya bir şov olarak asla algılamasın. Biz ilgili tüm kamu kuruluşlarına bu konuyla ilgili başvurularımızı zaten yaptık. Bu ilanı konunun önemine dikkat çekmek ve süreci hızlandırmak amacı ile verdik. Malum, bürokrasi ülkemizde çok yavaş işliyor. Bu konuyu sonuna kadar takip edeceğiz. Gereği neyse bir an önce kararlılıkla yerine getirilmesini bekliyoruz. Çünkü biz de aynı kararlılığı taşıyoruz. Tekrar tüm içtenliğimle belirteyim, Tat Towers gerçekten depreme dayanıksız ise, kamu güvenliği açısından bir an önce gereği yapılmalıdır. 

Haber Kaynağı: Tatlıcı Gerçekleri

Gerçekler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

scroll to top