Uğur Tatlıcı’dan Cumhurbaşkanlığına mektup

ugur_tatlicidan_cumhurbaskanligina_mektup_h263.jpg

Uğur Tatlıcı, miras davalarında avantaj sağlamak isteyen Mehmet Tatlıcı’nın ortaya attığı Kanuni Fermanı iftirasını Cumhurbaşkanlığına mektup yazarak anlattı. İşte Uğur Tatlıcı’nın Cumhurbaşkanlığı Makamına yazdığı mektup:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ
Cumhurbaşkanlığı Makamına

Sayın Cumhurbaşkanımız,

Büyük bir iftiraya maruz kalmış olmamızdan dolayı, daha önce Yüksek Makamınıza intikal eden bir konuda bilgi arz etme gereği duymuş olup, bu mektubum ile makamınızdan herhangi bir talebimin bulunmadığını belirtmek isterim.

Türk iş dünyasının başarılı ismi babam merhum Mehmet Salih Tatlıcı, hayata atıldığı ilk günden itibaren onuruyla yaşamış, ülkesine ekonomik ve sosyal yönden büyük katkılar sağlamış, saygın, erdemli, ahlaklı, dini bütün bir işadamı olduğu kadar çok değerli bir eş ve bulunmaz bir babaydı.

22 Şubat 2009 günü Hakkın rahmetine kavuştu ve ebediyete intikal etti.

Ben, babamın ikinci eşi Nurten Tatlıcı’nın oğluyum. Makamınızı bir süre önce asılsız bir ihbar mektubu ile meşgul eden Mehmet Tatlıcı ise rahmetli babamın boşandığı ilk eşinden olma en küçük oğludur.

Bir evlat düşünün ki, babasının vefatından hemen sonra açmayı planladığı miras davaları içinbabasının vefatından yaklaşık 3 hafta önce babası hastanede yaşam savaşı verirken avukatlarına vekâlet veriyor; babası vefat ettikten 2 gün sonra, cenazesi dahi kalkmadanmirasçılık belgesi almak için mahkemeye başvuruyor; babasının vefatından 10 gün sonra datoprağı dahi kurumadan mahkemeden Tereke Tespiti talebinde bulunup yatak odalarına varıncaya kadar mahkeme heyetini babasının yaşadığı evlere sokuyor; ne yedisine ne de kırkınateşrif etme zahmetinde dahi bulunmuyor.

İşte bu evlat, Yüksek Makamınıza hitaben ekte bilgilerinize arz ettiğim 24 Mayıs 2011 tarihli mektubu yazan Mehmet Tatlıcı’nın ta kendisidir.

Bu mektubunda, annem ile benim kültürel ve tarihi değeri bulunan Kanuni Fermanı’nı yedimizde bulundurduğumuzu, daha sonra bu fermanı -onun beyanıyla- “kimlikleri ancak özel yöntemlerle tespit edilmesi mümkün olan kötü amaçlı işbirlikçiler” imizle gerçekleştirdiğimiz faaliyetler sonucunda yok ettiğimizi iddia etmiştir.

Ben ve annem, hayatımızın hiçbir döneminde hukuka aykırı hiçbir eylemde bulunmadık. Her zaman tüm hukuk düzenine harfiyen riayet ettik. Ayrıca, bütün yaşamımız boyunca bu ülkenin birer vatandaşı olarak her zaman ülkemizin menfaatlerini kendi menfaatimizin üstünde tuttuk.

Yüksek Makamınızın dilerse hakkımızda yaptıracağı basit bir araştırma dahi bu söylediklerimizin birer klişe olmadığını ve bu beyanlarımızda ne kadar samimi olduğumuzu ortaya koyacaktır.

Mehmet Tatlıcı’nın aslında haksız ve gerçek dışı ithamlarına dayalı bu başvurusu, gerçek durum Yüksek Makamınızca bilinemediği için Adalet Bakanlığı’na intikal ettirilmiş, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü de durumu İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirmiştir.

Mehmet Tatlıcı, makamınıza yazmış olduğu mektuptan sonra aynı tarihli şikayet dilekçesiyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na da başvurmuştur. Söz konusu şikayet İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2011/172030 Soruşturma numaralı dosyası üzerinden incelenmiştir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, hakkımızda -en hafif deyimiyle- akıllara durgunluk verecek nitelikteki ve insaf dışı bu suçlama ile ilgili olarak gereken inceleme ve araştırmayı yaparak 2 Ekim 2012 tarihinde diğer şikayet edilenlerle birlikte ben ve annem hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir.

Mehmet Tatlıcı, bu takipsizlik kararına karşı Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesi’ne itiraz etmiş, anılan mahkeme 2012/1121 Değişik İş sayılı dosyası üzerinden gerekli inceleme ve değerlendirmeyi yaptıktan sonra 16 Kasım 2012 tarihli kararı ile bu itirazı reddetmiştir. Böylece söz konusutakipsizlik kararı kesinleşmiştir.

Kanuni Fermanı’nı yok ettiğimize dair Mehmet Tatlıcı’nın hakkımızdaki asılsız ve gerçek dışı ithamı ilk değildir. Mehmet Tatlıcı’nın, ben ve annemi sulh masasına kendi şartları ile oturtup babamın mirasından aslan payı almak amacıyla bugüne dek doğrudan veya dolaylı olarak yaptığı toplam10 asılsız suç duyurusundan da takipsizlik kararı verilmiş ve bu kararlar kesinleşmiştir.

Bu takipsizlik kararlarını ekte bilgilerinize arz ediyorum.

Annem Nurten Tatlıcı Rum kökenlidir. Önceki ismi Marika’dır. Annem babama duyduğu sevgiden dolayı babamın isteği üzerine ismini 1960’lı yıllarda “Nurten” olarak değiştirmiştir. Bilahare dinini de değiştirerek Müslümanlığı seçmiştir. Mehmet Tatlıcı’nın dilekçelerinde ve medya nezdinde her fırsatta annemin eski ismi olan Marika’yı büyük harflerle kullanması, onun ne denli kötü niyetle hareket ettiğinin açık bir göstergesidir.

Mehmet Tatlıcı’nın bu davranışları ile, vefatının üzerinden 4 yıl geçmesine rağmen her gün babamın kabrinde dua eden annemi mahkemeler ve kamuoyu nezdinde ötekileştirmeye çalışmasından büyük üzüntü duymaktayım.

Bugün, başta Yüksek Makamınız olmak üzere siyasi iktidar, ülkemizde din, dil, ırk gibi hiçbir ayrımcılığa ve ötekileştirmeye izin vermemektedir. Hatta bu sebeple 1 Haziran 2005’te yürürlüğe giren Türk Ceza Kanunu’nda “ayrımcılık” suç olarak tanımlanmıştır.

Mehmet Tatlıcı’nın Türkiye Cumhuriyeti’nin en yüksek makamı olan Cumhurbaşkanlığı Makamını dahi böylesine haksız ve gerçek dışı ithamlarla dolu bir şikayet dilekçesi ile meşgul etmesini ve Yüksek Makamınızı kendi haksız kişisel çıkarlarına ve kötü niyetli girişimlerine alet etme cüretini büyük bir hayretle karşıladığımı belirtmek isterim.

Yüksek Makamınızın Mehmet Tatlıcı’nın haksız ve gerçek dışı ithamlarla böylesine bir miras uyuşmazlığına dahil edilmeye çalışılması gerçekten de onun adına esef vericidir.

Durumu en derin saygılarımla bilgilerinize arz ederim. 8 Aralık 2012.


Uğur Tatlıcı


EKLER:

I-) Mehmet Tatlıcı’nın babası 22 Şubat 2009 tarihinde vefat etmeden yaklaşık üç hafta önce miras davalarının takibi ile ilgili avukatlarına verdiği, Beyoğlu 35. Noterliği tarafından düzenlenen 28 Ocak 2009 tarihli ve 06614 yevmiye numaralı vekaletname.

II-) Mehmet Tatlıcı’nın babası 22 Şubat 2009 tarihinde vefat ettikten iki gün sonra Ümraniye 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin E: 2009/563 sayılı dosyasından almış olduğu mirasçılık belgesi.

III-) Mehmet Tatlıcı’nın babası 22 Şubat 2009 tarihinde vefat ettikten 10 gün sonra 02 Mart 2009 tarihli tereke tespit dilekçesi ile Sarıyer 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’ne yaptığı müracaat (Yeni ismiyle İstanbul 21. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2011/82 Tereke sayılı dosyasıdır.)

IV-) Mehmet Tatlıcı’nın makamınıza sunduğu 24 Mayıs 2011 tarihli mektup.

V-) İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2011/172030 Soruşturma numaralı dosyasından verilen 02 Ekim 2012 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair karar.

VI-) Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2012/1121 Değişik İş sayılı dosyasından verilen 16 Kasım 2012 tarihli takipsizlik kararına yapılan itirazın reddi kararı.

VII-) Mehmet Tatlıcı’nın doğrudan veya dolaylı olarak yaptığı, takipsizlik kararı verilen diğer suç duyuruları:

1-) Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2011/5495 Soruşturma numaralı dosyasından verilen 12 Nisan 2011 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair karar.

2-) Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2011/3420 Soruşturma numaralı dosyasından verilen 07 Ekim 2011 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair karar.

3-) İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2011/1812 Soruşturma numaralı dosyasından verilen 14 Ekim 2011 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair karar.

4-) Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2011/3303 Soruşturma numaralı dosyasından verilen 20 Nisan 2011 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair karar.

5-) Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2009/68314 Soruşturma numaralı dosyasından verilen 01 Ağustos 2011 tarihli ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar.

6-) İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2012/81902 Soruşturma numaralı dosyasından verilen 20 Haziran 2012 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair karar.

7-) Serik Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2010/4034 Soruşturma numaralı dosyasından verilen 10 Mart 2011 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair karar.

😎 Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2009/63597 Soruşturma numaralı dosyasından verilen 26 Ekim 2010 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair karar.

9-) Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2009/62670 Soruşturma numaralı dosyasından verilen 07 Ocak 2011 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair karar.

Haber Kaynağı: Tatlıcı Gerçekleri

Gerçekler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

scroll to top