Vefat Günü Sabaha Karşı 04:29’da Bankaya Gönderilen Faks

vefat_gunu_sabaha_karsi_0429da_bankaya_gonderilen_fax_h300.jpg

‘Tatlıcı’ ailesinin ilk kuşağını temsil eden merhum Hacı Şeyhmus Tatlıcı’nın beş çocuğunun en büyüğü olan Mehmet Salih Tatlıcı’nın 2009 yılının Şubat ayında vefat etmesinin ardından kamuoyunda ailenin adı sık sık miras haberleri ile gündeme geliyor.

Peki, Mehmet Salih Tatlıcı adının miras haberleri ile anılmasına sebep olanlar kimlerdir? Oğlu Uğur Tatlıcı mı? Yoksa Mehmet Salih Bey’e 43 yıl boyunca hayat arkadaşlığı yapan eşi Nurten Tatlıcı mı?  

Açılan davalar ve özellikle yazılı basında çıkan haberler detaylıca incelendiği zaman bu soruların cevabı kendiliğinden ortaya çıkıyor. Merhum Mehmet Salih Tatlıcı’nın adının gündeme sürekli miras haberleri ile gelmesinin sorumlusu ne oğul Uğur Tatlıcı ne de Mehmet Salih Tatlıcı’nın eşi Nurten Tatlıcı.
 
Peki, öyleyse kim?
 
Vefat tarihi bölümü boş bırakılan ibret dilekçesi
Babası Salih Tatlıcı’nın henüz cenaze namazı kılınmadan ve naaşı defnedilmeden miras işlemleri için harekete geçmekte gecikmeyecek kadar sabırsızlanan oğul Mehmet Tatlıcı’nın ölüm tarihi ile ilgili kısmı daha sonra elle doldurulacak şekilde boş bırakılan banka dilekçesinde neler yazıyor?
 
Bu dilekçeyi bir ibret belgesi olarak ekte okurlarımızın dikkatine sunuyoruz… 
 
23 Şubat 2009 tarihinde sabaha karşı saat 04:29‘da, yani merhum Mehmet Salih Tatlıcı’nın vefatından tam 11 saat sonra, merhum Mehmet Salih Tatlıcı’nın ilk eşinden olma oğlu Mehmet Tatlıcı tarafından avukatları aracılığı ile Garanti Bankası Galata Şube Müdürlüğü’ne bir dilekçe fakslanmıştır. Bu dilekçenin içeriğinde bankaya, babasının vefat ettiği ve bu nedenle onun tarafından bankaya verilen tüm vekalet ve talimatların geçersiz olduğu söylenmektedir. Dilekçede ayrıca denilmektedir ki, “Mehmet Salih Tatlıcı’nın oğlu olarak mirasçı olan müvekkilimiz Mehmet Tatlıcı, şu anda mirasçılık belgesi düzenlenmesi için mahkemeye başvurmuş durumdadır.” 
 
Baba vefat edeli birkaç saat olmuş,
Oğul mirasçılık belgesi için mahkemeye koşmuş…
 
Her şey belgeli, her şey gün ışığı gibi ortada…
 
Babası henüz daha hastanede yaşam savaşı verirken, vefatından 3 hafta önce avukatlarına miras davalarının takibi için vekalet veren hayırlı (!) evlat kim
 
Merhum babasının cansız bedeni yıkanmadan, cenaze namazı kılınmadan ve naaşı defnedilmeden mahkemeye koşan yasa boğulmuş (!) oğul kim?
 
Her şey belgeli, her şey gün ışığı gibi ortada!
 
Mehmet Salih Tatlıcı’nın vefatından birkaç saat sonra bankaya gönderilen bu dilekçe, merhumun vefatından çok önce oğlu Mehmet Tatlıcı tarafından hazırlanmış, ancak ölüm tarihi bilinemediği için, tarih kısmı boş bırakılmış ve vefat ettiği gün elle doldurulmuştur!
 
Hayat mücadelesi veren bir baba… 
 
Hayata bir gün daha tutunabilmesi için durmaksızın dua eden sevenleri… 
 
Vefatından birkaç saat sonra mirasçılık belgesi almak için mahkemeye koşan ve babasının banka hesap bakiyelerinin faizleriyle beraber kendisine bildirilmesini isteyen, babasının ölüm acısıyla kahrolmuş (!) bir evlat…
 
Vefatına kadar gayet sakin ve mütevazi bir hayat süren ve 22 Şubat 2009’da ebediyete ulaşmış olan rahmetli Mehmet Salih Tatlıcı, tüm bu yaşananlara ve yaşanacaklara cevabını esasında bundan yirmi yıl önce düzenlediği vasiyetnamesi ile vermiş. 
 
Mehmet Salih Tatlıcı adı neden hep miras davaları ile gündemde?
Mehmet Salih Tatlıcı’nın Diyarbakır’da başlayıp, İstanbul’da sonsuzlaşan ömründe sadece başarılar yoktu.
İş dünyasının belki de en sakin, en gösterişten uzak yaşayan, eşi Nurten Tatlıcı ile mütevazı bir hayat süren ismiydi. O’nu, ölümüne kadar çoğu kimse tanımayacaktı bile. Ne demeçler vermeyi sevmiş, ne cemiyet hayatı içinde yer almayı istemişti. Öyle ki basında bir tek fotoğrafı bile yer almamıştı. Çünkü Mehmet Salih Tatlıcı için gündemde yer almaya gerek yoktu. Ne farkı vardı ki diğer insanlardan? Hastalığına kadar özel şoför bile kullanmayacak kadar sadeydi Mehmet Salih Tatlıcı’nın hayatı. En büyük mutluluğu eviydi. Ama endişeleri vardı sonrası için. Sükûnetini hiç bozmasa da sağlığında tanık oldukları, ölümünden sonrası için tedirgin ediyordu O’nu.
 
O 78 yaşındaydı. Artık hastalığı oldukça ilerlemişti. Doktorlarına göre yaşadığı son beş yıl bile mucizeydi. Eşi Nurten Tatlıcı’nın yoğun çabası ve Salih Bey’e olan sevgisi ile zorlu bir beş yıl geride kalmıştı. Ama 2009 kötü başlamıştı Salih Bey ve Nurten Hanım için.
Mehmet Salih Tatlıcı’nın sağlık durumu 21 Ocak 2009’da ağırlaştığında yine yanında eşi Nurten Tatlıcı vardı. 
 
Nurten Hanım 43 yılını paylaştığı eşine yine de konduramamıştı ölümü. Ama artık yapılacak hiçbir şey kalmamıştı. Mehmet Salih Tatlıcı bir ay sonra, 22 Şubat 2009’da Amerikan Hastanesi’nde onu sevenlere son şakasını yaptı ve “ben artık gidiyorum” dedi. Bir emaneti vardı oğlu Uğur Tatlıcı’ya. Çok sevdiği, ölümüne kadar her anında yanında olduğu eşi Nurten Tatlıcı’yı oğluna emanet etti.  Bu emanetin bir nedeni vardı elbette. Salih Bey, geleceği görüyordu. Ama belki de kendisinin bile tahmin edemeyeceği kadar ileri gidilmişti, daha son nefesini dahi vermeden.
 
Mirasa kavuşmak için babasının ölümünü bile beklemeyen bir evlat
Mehmet Salih Tatlıcı hayata gözlerini yumduğunda, vicdanları sızlatan bir gerçekten habersizdi. İlk eşinden olan en küçük oğlu Mehmet Tatlıcı, henüz babası hayattayken ve hastanede yaşam savaşı verirken –babasının vefatından 3 hafta önce– Beyoğlu 35. Noterliği 06614 yevmiye numarasıyla, miras davalarının takibi ile ilgili bir vekâletname vermişti avukatlarına.
 
Öyle sabırsızdı ki, beklemeye tahammülü yoktu. Mehmet Tatlıcı, babasının ölümünün ne gün gerçekleşeceğini bilemediği için tarih kısmını ölüm gününde doldurmak üzere boş bırakmak zorunda kaldığı bir dilekçeyi babasının çalıştığı banka şubesine gönderilmek üzere çoktan hazırlamıştı. 
 
Bu dilekçesini ise 23 Şubat 2009 Pazartesi günü sabaha karşı 04:29’da, Garanti Bankası’na fakslamıştı. O kadar üzgündü ki uyku tutmamıştı, besbelli. 
Kim bilir? Belki de bu dilekçe baba acısından hıçkıra hıçkıra ağlayan yüreğine bir nebze de olsa su serpmişti.
 
Cevapsız (!) sorular…
Babalarının ölümünün peşi sıra mirasla ilgili davalar açan Mehmet Salih Tatlıcı’nın eski eşinden olan oğulları, Mehmet Salih Tatlıcı’nın sağlığında ne yapıyordu? Babaları ile ilişkileri nasıldı?
 
Neden Mehmet Salih Tatlıcı ölümünden 20 yıl önce ilk eşinden olan iki oğlunu mirastan ıskat eden -fakat torunlarının mirasından faydalanmasını öngören- bir vasiyetname hazırlama ihtiyacı duymuştu?
 
Mehmet Salih Tatlıcı’nın vefatından hemen sonra, cenazesi bile defnedilmeden, hangi oğlu mirasçılık belgesi için mahkemeye başvurdu?
Mehmet Tatlıcı, niçin merhum babası Salih Tatlıcı’nın ölümünden önce ekteki dilekçeyi hazırlatmış ve daha sonra boş bırakılan ölüm tarihini elle doldurup, vakit kaybetmeden vefattan 11 saat sonra bankaya yollamıştır? Bu telaşının sebebi nedir? Yangın nerededir?
 
Rahmetli Mehmet Salih Tatlıcı, 1994’te yazdığı vasiyetnamesine, “Oğullarım Ali, Ahmet ve Mehmet kanuni miras paylarının tamamını değil, dava açmaları durumunda bile ancak mahfuz paylarını alacaklardır” hükmünü hangi sebeple koymuştur?
Ve son olarak, Mehmet Salih Tatlıcı sağlığında oğullarına hangi imkanları sunmuştur? Hangi oğula Mabel Çikolata Fabrikası bağışlanmıştır? Hangi oğula Tatbank emanet edilmiştir? Ve daha sonra emanet edilen o bankanın akıbeti ne olmuştur?
 
Bu soruların cevabını, Mehmet Salih Tatlıcı’nın son arzularını içeren vasiyetnamesini dava edenlere bırakıyoruz.
Haber Kaynağı: Tatlıcı Gerçekleri
Gerçekler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

scroll to top