Yine Mehmet Tatlıcı Avukatları ve Yine Suç Örgütleri

yine-mehmet-tatlici-avukatlari-ve-yine-suc-orgutleri.jpg

Rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın ilk evliliğinden oğlu Mehmet Tatlıcı’nın, babasının vefatından sonra kendi payına düşen miras paylaşımından memnun kalmayıp, merhumun vasiyetnamesine, miras paylaşımına ve geride bıraktığı ailesine karşı yürüttüğü nafile hukuk mücadelesinde kendisine yardımcı olan avukat ve hukuk danışmanlarından FETÖ’cü olduğu iddiasıyla tutuklanan, mahkeme kararıyla mal varlığına el konulan veya firari sanık olarak arananlara her geçen gün yeni isimler eklenmeye devam ediyor…

Bunlara son olarak, adları ADNAN OKTAR suç örgütü üyesi olan avukatları da eklendi…

Mehmet Tatlıcı, acaba neden (!) avukat ve hukuk danışmanlarını adları suç örgütleriyle birlikte anılanlar arasından seçiyor?

Mehmet Tatlıcı’nın avukat ve hukuk danışmanları…

Rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın ilk evliliğinden oğlu Mehmet Tatlıcı’nın, babasının vefatından sonra kendi payına düşen miras paylaşımından memnun kalmayıp, merhum babasının geride bıraktığı vasiyeti ve ailesi başta olmak üzere, kim ve ne varsa, her şeye ve herkese karşı büyük bir kin ve nefretle sürdürdüğü sözde hukuk mücadelesinde desteklerini aldığı avukat ve hukuk danışmanından oluşan “avukat ordusundaki” bazı önemli isimlerin FETÖ ile bağlantılı davalarda, soruşturmalarda ve haberlerde yer aldığı ortaya çıkmaya devam ediyor ve bunlara ADNAN OKTAR suç örgütünden yeni isimler de ekleniyor…

Haber ekibimizin araştırmaları, Mehmet Tatlıcı ile sekreteri Serap Durmuş’un vekalet verdiği avukatlarının FETÖ bağlantılı soruşturma ve davalarda adlarının geçtiğini ortaya koymaktadır. Haber ekibimizin resmi belgeler yanında, medyada yer alan haberleri de değerlendirerek ortaya koyduğu bilgi, belge ve kanıtlara göre de, Mehmet Tatlıcı ile sekreteri Serap Durmuş’un ADNAN ORTAR suç örgütü ile bağlantıları olduğu iddiasıyla yargılanan avukatlarını, yine adları FETÖ bağlantılı mahkeme kararları ve haberlerde geçen bazı hukuk danışmanları ile anlaşma yapmadıkları için azlettiklerini de göstermektedir…

Azletme gerekçesi bile ilginç:

Adları FETÖ ile anılan hukuk danışmanlarını niye duruşmalara sokamadınız??

Kısacası, Mehmet Tatlıcı ile sekreteri Serap Durmuş vekalet verdikleri avukatlarını, “siz nasıl olur da bu hukuk danışmanları ile anlaşma yapmadınız ve onların bizim dava duruşmalarımıza katılmalarını sağlayamadınız” diye azletmişler…

Üstelik azletme gerekçesini oluşturan bu söz konusu hukuk danışmanlarının da, FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişimi sonrası başlatılan soruşturmalar ve davalar yanında, kanun hükmünde kararnamelerle görevden almalar  ve medyada çıkan haberlerde, FETÖ ile bağlantılı oldukları iddia edilmektedir…

Hatta Mehmet Tatlıcı’nın ve sekreteri Serap Durmuş’un bu “ilginç” gerekçe ile azlettikleri bu avukatlarının, ADNAN OKTAR suç örgütü üyesi oldukları da ortaya çıktı…

Suç örgütleriyle ilişkisi olmayan avukat ve hukuk danışmanı bulmak bu kadar zor mu?

Bütün bu gerçekler de, Mehmet Tatlıcı’nın yolunun yine FETÖ ve ADNAN OKTAR TARİKATI gibi organize suç örgütleriyle bağlantılı olduğu iddiasıyla adları dava dosyalarında ve medyadaki haberlerde geçen avukatlarla kesiştiğini net bir şekilde ortaya koymaktadır…

Bu da akla ister istemez şu soruyu getiriyor:

Bu ülkede suç örgütleriyle ilişkili olmayan avukat ve hukuk danışmanı bulmak çok mu zor?

Bugünkü haberimizde Mehmet Tatlıcı ile yıllardır yanında kendisine asistanlık yapan sekreteri Serap Durmuş’a yardımcı olan avukatların adlarının FETÖ ve ADNAN OKTAR suç örgütü bağlantılı davalarda ve haberlerde yer almasını ve bütün bunların ardındaki gerçekleri okurlarımızın ve kamuoyunun bilgisine sunacağız…

Elbette her zaman olduğu gibi haberimizin ekindeki resmi belgeler ve medyada çıkan haberlerin oluşturduğu kanıtlarıyla birlikte…

Mehmet Tatlıcı’nın 11 yıldır bitmek bilmeyen miras davaları ve suç duyuruları serüveni

Mehmet Tatlıcı, rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın ilk evliliğinden dünyaya gelen üç oğlundan biridir. Mehmet Salih Bey, sadece Türkiye’de değil uluslararası alanda da tanınan ve saygı duyulan başarılı bir işadamıydı. 22 Şubat 2009 tarihindeki vefatı sonrası ortaya çıkan resmi vasiyetnamesindeki miras paylaşımı merhum Mehmet Salih Bey’in ilk evliliğinden olan çocukları ve torunları tarafından “beğenilmedi” ve başta Mehmet Tatlıcı olmak üzere açtıkları miras davaları günümüze kadar miras sorunlarına bir türlü çözüm getiremedi…

Merhum Mehmet Salih Tatlıcı vasiyetnamesinde, ilk evliliğinden oğulları Ahmet Tatlıcı ve Ali Tatlıcı’yı mirasından ıskat etmiş, diğer oğlu Mehmet Tatlıcı ile torunlarının mirasından saklı payları oranında yararlanmalarını istemişti.

Rahmetli işadamı, kendisine hastalığında ve sağlığında tam 43 yıl hayat arkadaşı olan ikinci eşi Nurten Tatlıcı ile bu evlilikten dünyaya gelen en küçük oğlu Uğur Tatlıcı’ya ise mirasının kalan kısmını bırakmıştı.

Ancak, rahmetli işadamının vasiyetnamesinde emrettiği hususları, kendilerine bugün sahip oldukları her şeyi vermiş olduğu (milyonlarca dolar karşılığı olduğu söylenmektedir) ilk evliliğinden oğulları, başta Mehmet Tatlıcı olmak üzere, Ahmet Tatlıcı ve daha önce vefat etmiş olan oğlu rahmetli Ali Tatlıcı’nın çocukları Salih Ziya Tatlıcı ve Bedriye Kamer Tatlıcı beğenmediler ve daha fazlasını talep ederek, yukarıda belirtmiş olduğumuz rahmetlinin vasiyetnamesinin iptali ve mirasının tespiti için davalar açtılar.

Diğer mirasçılar, Nurten ve Uğur Tatlıcı ise, vasiyetnamedeki şartlara göre hareket etmek istediklerini beyan ettiler.

İşte bu yüzden Mehmet Tatlıcı, dünyanın parasını ödediği yerli-yabancı bir avukat ordusu ile, merhum babasının vefatının hemen ardından açtığı vasiyetnamenin iptali ve miras tespit davalarında hedefine ulaşmak için, merhum babasının ikinci eşi ile baba bir kardeşine karşı 7 gün 24 saat uğraş verdiği ve “mirastan doğan hukuki haklarımı arıyorum” dediği nafile bir mücadele içinde kendini de, aile fertlerini de yıllardır üzmeye devam etmektedir…

Mehmet Tatlıcı’nın “hukuk arayışı”, ülkemiz hukuk tarihine geçen ilginç bir “hukuk serüveni” ve bu serüven içinde, ucu FETÖ ve ADNAN ORTAR suç örgütüyle ilgili soruşturmalarına kadar dayanan “kritik ilişkileri” de beraberinde getirdi.

Tatlıcı Gerçekleri haber ekibinin araştırmaları, Mehmet Tatlıcı’nın yolunun nasıl olup da her defasında adları FETÖ ve ADNAN ORTAR suç örgütleriyle ilgili soruşturmalara ve yargılamalar takılan avukatlar, savcılar ve gazetecilerle kesiştiğini, resmi belgeler ve medyada yer alan haberlerin oluşturduğu kanıtlarla birlikte ortaya koyan gerçeklere işaret etmektedir.

Bu gerçeklerle ilgili ayrıntılı bilgi için lütfen bakınız: “Ateş Olmayan Yerden Duman Çıkar mı? – 1” ve “Ateş Olmayan Yerden Duman Çıkar mı? – 2” haberleri.

Tatlıcı Gerçekleri haber ekibinin araştırmalarının işaret ettiği kanıtlarla birlikte, bugünkü haberimizde ele alacağımız ve değerlendireceğimiz gerçekler de, Mehmet Tatlıcı’nın yolunun bir kez daha dava süreçlerinde etkili olabilecek ve FETÖ bağlantılı kritik isimlerle kesiştiğini net bir şekilde ortaya koymaktadır…

Mehmet Tatlıcı’nın “hukukçu ordusu”

Mehmet Tatlıcı’nın rahmetli babası Mehmet Salih Tatlıcı’nın vefatı sonrası, resmi vasiyetnamesindeki miras paylaşımından memnun kalmayarak, daha fazlasını elde edebilmek amacıyla kendisiyle aynı soyadını taşıyan aile fertlerine karşı çok sayıda dava açmış, ayrıca yine onlar aleyhinde asılsız iddialarıyla çok sayıda suç duyurusunda da bulunmuştu. Ona bütün bu süreçte yardımcı olan ve sayıları artık 30’u geçmiş olan çok büyük bir avukat ve hukuk danışmanı ordusu yardımcı olmuştu. (Ayrıntılı bilgi için lütfen bakınız: “Mehmet Tatlıcı’nın Avukat Koleksiyonu” ; “Avukat Koleksiyonunu Genişletiyor” ; “Mehmet Tatlıcı’ya Avukat Dayanmıyor” ve “Avukatları da Kendisinden Bıktı!” haberleri).

Bu avukat ve hukuk danışmanları içinde yer alan bazı önemli isimlerin, özellikle FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişimi sonrası başlatılan soruşturmalarda FETÖ ile bağlantılı olarak geçmesi, akıllara Mehmet Tatlıcı’nın yolunun nasıl olup da her defasında FETÖ’cülerle kesiştiğini getirmekteydi…

Haber ekibimizin araştırmaları bunlara yeni isimleri de ekledi:

Mehmet Tatlıcı ile kendisine asistanlık yapan sekreteri Serap Durmuş’un avukatlığını yapan Ayfer BAYER ve Noyan ORCAN’ın adlarının, sadece FETÖ ile bağlantılı davalarda değil, kamuoyunda Adnan Hocacılar diye bilinen Adnan Oktar’ın tarikatına yönelik soruşturmalar ve davalarda da geçmesi söz konusuydu ve haber ekibimizin araştırmaları adları yine FETÖ ile bağlantılı dava ve soruşturmalara karışan bazı hukuk danışmanlarının varlığına da işaret etmekteydi…

Şimdi bunların detaylarına haber ekibimizin araştırmalarının ortaya koyduğu gerçekler ve kanıtlar eşliğinde bakalım…

Azledilen avukatlar ADNAN OKTAR suç örgütü üyesi çıktı, azletme gerekçesi ise…

Mehmet Tatlıcı ile sekreteri Serap Durmuş, 7 Mayıs 2015 tarihinde, 3 Mart 2014 tarihinde vekalet verdikleri avukatları Ayfer BAYER ile Noyan ORCAN’ı İstanbul 29. Noterliği eliyle yolladıkları ihtarname ile azletmişlerdir.

Bu gelişmeye Tatlıcı Gerçekleri haber sitesinde daha önce yer vermiştik: “Mehmet Tatlıcı’dan 3 Avukat Azli Daha!”

Azletme gerekçesindeki detaylara bakıldığında, aslında bu azil işleminin temelinde, avukatları Ayfer Bayer ve Noyan Orcan’ın, Mehmet Tatlıcı ile Serap Durmuş’un açtığı davalarda kendilerine yardımcı olacakları GARANTİ EDİLEN üniversite hocaları Prof. Dr. Caner Yenidünya ile Prof. Dr. Hüseyin Altaş’ın dava duruşmalarına girmelerini sağlayamamaları olduğu görülmektedir…

Mehmet Tatlıcı ve Serap Durmuş’un avukatları Ayfer Bayer ve Noyan Orcan’ın, Adnan Oktar’ın lideri olduğu ve zaman içinde silahlı bir suç örgütüne dönüşen ve kamuoyunun Adnan Hocacılar diye bildiği tarikata çok yakın isimler olduğu ortaya çıktı.

Mehmet Tatlıcı ile sekreteri Serap Durmuş’un ısrarla duruşmalara katılmalarını istediği hukuk danışmanlarının adları da zaman içinde FETÖ bağlantılı dava, soruşturma ve görevden almaları da içine alan haberlere konu oldu…

Kimdir Mehmet Tatlıcı ile sekreteri Serap Durmuş’un azlettiği avukatları?

Haber ekibimizin araştırmalarına göre, Adnan Oktar’ın silahlı suç örgütü içinde “Hukuk Grubu” olarak adlandırılan (içinde Mehmet Tatlıcı’nın ve asistanı Serap Durmuş’un da avukatlığını yapmış olan Ayfer Bayer ile Noyan Orcan’ın da yer aldığı) 8 kişilik bir yapı oluşturulduğu gerçeği dikkat çekmektedir.

Mehmet Tatlıcı ile sekreteri Serap Durmuş’un da avukatlığını yapmış olan örgüt üyesi Ayfer Bayer’in, özellikle adliyelerde etkin olarak “çalışmalar” yapan bu “Hukuk Grubu” içinde yer alan bir avukat olarak, çok sayıda hakim ve savcıyı fişlediği, haklarında raporlar oluşturduğu, sosyal medya hesapları üzerinden kurulan arkadaşlık istekleriyle birlikte bu hakim ve savcıların kişiliği ve sosyal çevresi hakkında bilgi edindiği ve bütün bunlarla duruşmalarda yapılacak savunmalar, iddialar, talepleri de bu hakim ve savcıların eğilimlerine göre şekillendirdiği; Yanı sıra, bu duruşmalarda çok sayıda hukuk profesöründen de görüş aldığı belirtilmektedir.

Bu “Hukuk Grubu” içinde yer alan avukatların, örgüt üyelerinin sorgulara hazır olabilmeleri için “örnek sorgu listeleri” de hazırladığı; ‘Hukuk Grubu’nun lider yöneticisi (aynı zamanda Mehmet Tatlıcı ile sekreteri Serap Durmuş’un da avukatlığını yapmış olan) Noyan Orcan’ın bilgisayarından ele geçirilen belgelerde, sorgularda savcılar tarafından örgüt üyelerine yöneltilebilecek olası sorular ve bunlara verilmesi gereken cevapların tek tek sıralandığı da ortaya çıkmıştır.

Bu konuda ayrıntılı bilgi için lütfen bakınız:

https://www.yenisafak.com/gundem/fislemeye-gore-savunma-3499029

https://www.sabah.com.tr/gundem/2019/07/19/adnan-oktar-orgutunun-hukuk-grubu-hakim-savcilari-tek-tek-fislemis

Avukatları, ADNAN OKTAR organize suç örgütünün kritik isimleri

Adnan Oktar soruşturmaları sırasında ortaya çıkan bilgi, belge ve tanık ifadeleriyle birlikte bu örgütün FETÖ ile birlikte hareket ettiği ve benzer bir yapılanma içinde olduğu, İsrail tarafından finanse edildikleri, İsrail istihbarat teşkilatı MOSSAD’ın hahamlarının örgüt operasyonlarında kullanıldığı, bu örgütün FETÖ ile de işbirliği içinde çalışan son derece komplike ve aynı zamanda Amerika Birleşik Devletleri hesabına askeri casusluk yapan bir yapılanma olduğu da iddia edilmektedir.

Bu konuda ayrıntılı bilgi için lütfen bakınız:

https://odatv4.com/casusluk-teskilati-oldugunu-soyledim-11071814.html

Bütün bu gerçekler ışığında bakıldığında, (arkalarındaki Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail gibi attıkları her adımda dünya halklarına ve uluslarına önemli bir tehdit ve bela olmayı sürdüren iki önemli gücün desteğiyle birlikte ülkemizi zayıflatmayı hedefleyerek) böylesine “büyük işlere giren” Adnan Oktar isimli (FETÖ ile birlikte hareket eden ve aynı kaynaklarca beslenen) organize suç örgütü içinde, Mehmet Tatlıcı ile sekreteri Serap Durmuş’un da avukatlıklarını üstlenmiş olan Ayfer BAYER ile Noyan ORCAN gibi isimlerin üst düzey görevlere getirilmeleri; bu iki avukatın adliyelerde (hakim ve savcılarla kurdukları ilişkileriyle birlikte) bu kadar etkin olmaları, ayrıcı üniversitelerdeki hukuk profesörlerinden destek alarak dava süreçlerine katılmaları, aslında Mehmet Tatlıcı’nın yıllardır aile fertlerini hedef alarak sürdürdüğü sözde hukuk arayışındaki oyun arkadaşlarının da kimlerden oluştuğunu ortaya koyması bakımından da dikkat edilmesi gereken bir gerçektir…

Avukatların adları FETÖ davaları ve soruşturmalarında da geçiyor

Zira, Mehmet Tatlıcı ile sekreteri Serap Durmuş’un avukatlığını da yapmış olan Ayfer Bayer ile Noyan Orcan’ın adları sadece Adnan Oktar’ın suç örgütündeki üst düzey görevleriyle değil, FETÖ soruşturmaları ve davalarında da geçmektedir.

Bu konuda ayrıntılı bilgi için lütfen bakınız:

https://www.yeniakit.com.tr/haber/sarlatan-adnan-oktar-iddianamesinde-feto-detayi-860535.html

https://www.takvim.com.tr/guncel/2019/08/10/adnan-oktara-fetocu-savci-kiyagi-orgut-sucundan-yetkisizlik-verip

Zaten, avukat Ayfer Bayer, Adnan Oktar Organize Suç Örgütü’ndeki bu görevlerinden ötürü Adnan Oktar ile birlikte yargılanan tutuklu sanıklar arasındaydı ve uzun süren tutukluğunun ardından halihazırda şartlı olarak tahliye edilmiş bir sanıktır…

Mehmet Tatlıcı ile sekreteri Serap Durmuş’un da avukatlığını yapmış olan Ayfer Bayer’in evinde FETÖ başı Fetullah Gülen’in kitapları bulunduğu için Adnan Oktar organize suç örgütü ile FETÖ arasındaki yakın ilişkileri sorgulayan savcılarımız hazırladığı iddianamelerde ve açtıkları davalardaki duruşma tutanaklarında FETÖ-Adnan Oktar suç örgütü arasındaki yakın ilişkilere örnek olarak gösterilen bir konuma sahiptir…

Noyan Orcan ise FETÖ ile benzer bir örgüt yapısı içinde hareket eden Adnan Oktar suç örgütünün “avukat imamı” (bazen de “hukuk imamı”) olarak adlandırılmaktadır.

Bu gerçek de bize, Mehmet Tatlıcı’nın arkadaşı ve avukatı olan Hüseyin Ataol’un da FETÖ’nün avukat imamı olmasını hatırlatıyor:

Bir yanda FETÖ’nün avukat imamı, diğer yanda ADNAN OKTAR suç örgütünün avukat imamı…

Her ikisi de Mehmet Tatlıcı’nın avukatı…

Sonuçta, bu organize suç örgütleri içinde bu kadar etkin görevler üstlenerek ülkemizi Amerika ve İsrail’e satma amacındaki bu şahıslar, Mehmet Tatlıcı ile sekreteri Serap Durmuş’un rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın vefatı sonrasında onun miras davalarında ve yine merhum işadamının geride bıraktığı ikinci eşi Nurten Tatlıcı ile en küçük oğlu Uğur Tatlıcı aleyhine açtıkları davalar ve asılsız iddialarıyla yaptıkları suç duyurularında Mehmet Tatlıcı’nın avukat ordusu içinde yer alan avukatları olarak görevlerini yerine getirmeye devam etmişlerdir…

AZLETME GEREKÇESİ ve ARDINDAKİ GERÇEKLER

Mehmet Tatlıcı ile Serap Durmuş, silahlı organize suç örgütlerinde üst düzey görevler üstlenmiş oldukları artık savcılık soruşturmaları, dava duruşma kayıtlarındaki belgeler ve medyadaki haberlerdeki bilgilerle artık kanıtlanmış olan Ayfer Bayer ve Noyan Orcan’ı azletme gerekçesi olarak, bu avukatlarla yapmış oldukları anlaşma çerçevesinde açmış oldukları davalarda kendilerine hukuk danışmanlığı yapmaları “GARANTİ EDİLEN” üniversite hocaları Prof. Dr. Caner Yenidünya ile Prof. Dr. Hüseyin Altaş’ın Mehmet Tatlıcı ve Serap Durmuş’u temsilen dava duruşmalarına girmelerini sağlayamamaları olduğu görülmektedir…

Adnan Oktar organize suç örgütünde üst düzey görevler üstlenmiş olan avukatları Ayfer Bayer ve Noyan Orcan ile Mehmet Tatlıcı ve sekreteri Serap Durmuş’un yapmış oldukları anlaşmaya rağmen bu üniversite hocaları acaba neden onların duruşmalarına girmemişlerdir?

Kimlerdi bu azletme gerekçesine konu olan hukuk danışmanları?

Aslında bu iki üniversite hocasının kimler olduğuna bakıldığında, haber ekibimizin araştırmaları bize oldukça ilginç bulgular ve belgeler de sunmaktadır;

Zira Mehmet Tatlıcı ile Serap Durmuş’a hukuk danışmanlığı yapacakları garantisi verilen bu iki üniversite hocasından Prof. Dr. Caner Yenidünya’nın 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyeliğinden ihraç edilmesi söz konusu olmuştur…

Söz konusu kanun hükmündeki kararname, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulu tarafından devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan kamu kurumlarındaki çalışanların görevlerine son verilme amacıyla çıkarılmıştı…

Mehmet Tatlıcı ile sekreteri Serap Durmuş’un kendilerine  hukuk danışmanlığı yapmasını istedikleri Prof. Dr. Caner Yenidünya’nın adı, hakkında çıkan haberlerde CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na danışmanlık yapan ve FETÖ bağlantılı olduğu iddia edilen 6 şahıs arasında da geçmektedir…

Bu konuda ayrıntılı bilgi için lütfen bakınız:

https://www.yeniakit.com.tr/haber/kilicdaroglunun-6-danismani-feto-baglantili-1024381.html

https://www.takvim.com.tr/guncel/2018/04/25/kilicdaroglunun-dorduncu-danismani-da-fetocu-cikti-1524621370

Diğer üniversite hocası Prof. Dr. Hüseyin Altaş’ın adı da, yine resmi dava duruşma tutanakları ve gazete haberlerinde, Ankara 3. Sulh Ceza Hakimliği tarafından Ankara’da FETÖ üyesi oldukları iddiasıyla mal varlıklarına el konulan ve çoğu AVM ve iş merkezi sahibi olan 52 şüphelinin arasında geçmektedir.

Bu konuya geniş yer ayıran 9 Eylül 2016 tarihli gazete haberlerinde, Mehmet Tatlıcı ile sekreteri Serap Durmuş’un kendilerine hukuk danışmanlığı yapmasını istedikleri Prof. Dr. Hüseyin Altaş’ın Ankara Ümitköy’de bulunan Arcadium AVM’nin sahibi olduğu ve isminin mal varlıklarına el konulan 52 işadamı arasında geçtiğinden bahsedilmektedir.

Bu konuda ayrıntılı bilgi için lütfen bakınız:

http://www.gerceksozcu.com/haber/siyaset_1/52-unlu-feto-uyesine-sok-mal-varliklarina-el-konuldu/28027.html

http://gulerkomurcu.com/index.php?option=com_content&view=article&id=1099:52-uenlue-fetoe-ueyesine-ok-mal-varlklarna-el-konuldu&catid=10&Itemid=107

Çayyolu Haber dergisi Ekim 2016 (Yıl: 7, sayı: 82) 12. Sayfa, “Çayyolu’nda her yerde FETÖ izi”

Ancak, haber ekibimizin araştırmaları, halihazırda AYD (Alışveriş Merkezi Yatırımcıları Derneği) başkanlığını da sürdüren Prof. Dr. Hüseyin Altaş’ın, FETÖ’nün kendisine karşı kumpaslar kurduğundan ve bu örgütten ölüm tehditleri aldığından bahisle çok sayıda demeci olduğunu da ortaya koymaktadır…

Azletme ve azletme nedeni ardındaki nedenlerin işaret ettiği esas gerçekler

Haber ekibimizin araştırmalarının sonuçları işte bu gerçekleri ortaya koymaktadır:

Mehmet Tatlıcı ile sekreteri Serap Durmuş, davalarda kendilerine destek olmaları için Ayfer Bayer ile Noyan Orcan isimli iki avukatla anlaşma yapıyorlar;

Bu avukatların ikisinin de aslında Adnan Oktar silahlı suç örgütünde üst düzey görevlerde bulunduğu ortaya çıkıyor;

Dahası,

Mehmet Tatlıcı ile sekreteri Serap Durmuş’un, Adnan Oktar suç örgütü üyesi Ayfer Bayer ve Noyan Orcan isimli avukatlarını azletme gerekçesi olarak öne sürdükleri, bu iki avukatın Prof. Dr. Caner Yenidünya ile Prof. Dr. Hüseyin Altaş isimli iki hukuk danışmanının kendilerini temsilen dava duruşmalarına girmemelerini gösteriyor;

Ancak haber ekibimizin araştırmaları, aslında bu iki hukuk danışmanının adlarının da, FETÖ bağlantılı oldukları iddiasıyla haklarında açılan davalar, KHK ile görevden uzaklaştırmalar ve gazete haberlerinde yer aldığını ortaya koyuyor…

Kısacası, Mehmet Tatlıcı kendisini davalarda temsil edeceği “garanti edilen” ve FETÖ bağlantılı olduğu iddia edilen hukuk danışmanlarını davalara sokamadılar diye Adnan Oktar suç örgütünün iki önemli ismi olan avukatları Ayfer Bayer ve Noyan Orcan’ı azlediyor

Azletme gerekçesi:

Adı FETÖ bağlantısı iddiasıyla anılan hukuk danışmanını, Mehmet Tatlıcı ile Serap Tatlıcı’yı temsilen açtıkları davalara katılmasını sağlayamamaları…

Bütün bu gerçeklerden yola çıkıldığında bugünkü haberimizin başında sorduğumuz soruyu bir kez daha tekrarlayalım:

Mehmet Tatlıcı bu ülkede adı her hangi bir terör örgütüyle bağlantılı olmayan bir avukat veya hukuk danışmanı bulamıyor mu?…

Zira, Mehmet Tatlıcı’nın rahmetli babası Mehmet Salih Tatlıcı’nın vefatından beri onun vasiyetnamesini iptal ettirmek ve miras tespitinin yeniden yapılmasını sağlamak için açtığı miras tespit ve tenkis davaları yanında, Mehmet Salih Bey’in ikinci eşi Nurten Tatlıcı ile bu evlilikten dünyaya gelen oğlu Uğur Tatlıcı aleyhinde açtığı davalarda kendisine yardımcı olmaları için sayıları 40’a yaklaşan avukat ve hukuk danışmanıyla çalışmış ve Mehmet Tatlıcı’nın “hukuk ordusu” içinde yer alan bazı önemli isimlerin de FETÖ içinde önemli görevleri olduğu ortaya çıkmıştı…

Burada yeri gelmişken bunların kimler olduğunu okurlarımıza bir kez daha hatırlatmak isteriz:

Mehmet Tatlıcı’nın FETÖ ve ADNAN OKTAR suç örgütleriyle bağlantılı avukatları:

Hüseyin ATAOL

Hüseyin Ataol, Mehmet Tatlıcı’nın hem ARKADAŞI hem de AVUKATIDIR.

Hüseyin Ataol, Mehmet Tatlıcı’nın arkadaşı olduğunu, bizzat resmi belgelere geçen beyanında açıkça belirtmiştir.

Mehmet Tatlıcı’nın arkadaşı Hüseyin Ataol, FETÖ’nün imamıdır.

Hüseyin Ataol, FETÖ/PDY (Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması) içinde avukatlar imamı olarak görev almış, FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişimi ardından yurtdışına kaçmış firari bir sanıktır.

FETÖ’nün kanlı darbe girişimi başarılı olsaydı, Mehmet Tatlıcı’nın arkadaşı ve avukatı Hüseyin Ataol’un Adalet Bakanı yapılacağı da medyada çıkan çok sayıda haberde dile getirilmektedir…

Mehmet Tatlıcı’nın FETÖ’cü avukatı Hüseyin Ataol, FETÖ’nün en önemli para kaynaklarından Himmet çarkının da başındaydı…

Hüseyin ATAOL, kendi gibi FETÖ üyesi olan İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şubesi eski müdürü Ali Fuat Yılmazer’in kayınbiraderidir…

Hasan KÜÇÜK

Mehmet Tatlıcı’nın bir başka avukatı olan Hasan Küçük de, Mehmet Tatlıcı’nın arkadaşı Hüseyin Ataol ile birlikte çalışmaktaydı…

Hüseyin Ataol’un Hasan Küçük isimli avukat ile hukuk bürosu ortaklığı olduğu da belirlenmişti.

Hasan Küçük de FETÖ soruşturmaları kapsamında göz altına alınmış ve tutuklanmıştı. (Lütfen bakınız: “Bir Avukatı Daha FETÖ Üyesi Çıktı” haberi).

Şimdi bu gerçeklerden sonra bir de bugünkü haberimizde adları geçen diğer Mehmet Tatlıcı avukatları ve hukuk danışmanlarını hatırlayalım:

Noyan ORCAN:

Noyan ORCAN, Mehmet Tatlıcı’nın bir başka avukatıdır.

Noyan Orcan, organize suç örgütü Adnan Oktar tarikatının “avukat imamıdır”…

Ayfer BAYER

Ayfer Bayer, Mehmet Tatlıcı’nın avukat ordusu içindeki bir başka önemli isimdir…

Ayfer Bayer, organize suç örgütü Adnan Oktar tarikatının, “Hukuk Grubu” olarak adlandırılan özel yapılanması içinde yer alarak adliyelerde etkin çalışmalar yapan bir avukattır.

Ayfer Bayer, çok sayıda hakim ve savcıyı fişlemiş, onlar hakkında kişilik özellikleri yanında, soruşturma ve duruşmalardaki tavırlarına kadar detaylı kayıtlar tutarak arşiv oluşturmuştur.

 

Mehmet Tatlıcı’nın FETÖ’nün avukat imamı olan arkadaşı Hüseyin ATAOL ile ilişkileri

Mehmet Tatlıcı-Hüseyin Ataol ilişkisi ve bu ilişkinin getirdiği, (medyaya da yansıyan) gelişmeler, gazetecilik adına üzerinde hassasiyetle durulması ve araştırılması gereken bir haber değeri de taşımaktadır.

Tatlıcı Gerçekleri haber ekibinin bu konudaki araştırmaları beraberinde gerçekten çok önemli sonuçların da ortaya çıkmasını sağlamıştır.

Bu konudaki en çarpıcı örneklerden biri de, Mehmet Tatlıcı’nın yanında FETÖ’nün avukat imamı olan arkadaşı Hüseyin Ataol ve silahlı adamlarıyla birlikte gerçekleştirdikleri TAT ART Baskını olmuştur…

TAT ART Baskını

Mehmet Tatlıcı, yanında arkadaşı FETÖ imamı Hüseyin ATAOL ile birlikte, 18 Kasım 2013 tarihinde, o tarihlerde evli olduğu ancak kendisine boşanma davası açtığı Gizem Tatlıcı’nın yönetmekte olduğu TAT ART isimli sanat galerisini silahlı adamlarıyla bastıkları olayda, o sırada orada bulunan Richard Tuil isimli bir Fransız mimarı tehdit ve darp edip, ayrıca bu mimarın şahsi eşyaları, paraları ve bilgisayarlarını gasp etmeleri söz konusu olmuştu.

Tek başına bu olay bile Mehmet Tatlıcı’nın kimlerle, neleri yapabileceğini net bir şekilde ortaya koyan bir örnek olmuştu…

Bu olayla ilgili gerçekler, medyadaki haberlere de konu olmuş ve bunlarla ilgili gelişmeleri Tatlıcı Gerçekleri haber sitesinde okurlarımız ve kamuoyu bilgisine sunmuştuk. Ayrıntılı bilgi için lütfen bakınız: “Mehmet Tatlıcı Silahlı Adamlarıyla Eşinin İşyerini Bastı!” haberi ve ekindeki resmi belgeler.

Mehmet Tatlıcı’nın miras davalarıyla başlayan hukuk serüveni nerelere geldi?

Mehmet Tatlıcı’nın “avukat-hukuk danışmanı ordusu” içindeki silahlı organize terör örgütlerinde önemli görevlere de getirilmiş bu türden avukatların varlığı, insanın aklına ister istemez Mehmet Tatlıcı gibi bir insanın neden ve hangi hedeflere ulaşmak adına ülkemizin başına çoraplar örmeleri için Amerika ve İsrail gibi dış güçler tarafından açıkça desteklenen ve kollanan FETÖ ve Adnan Oktar Tarikatı gibi karanlık terör örgütlerinde yuvalanmış bu tarz insanlara ihtiyaç duyabildiğini de getirmektedir…

Zira, Mehmet Tatlıcı’nın sözde hukuk mücadelesi içinde gerçekleştirdiği hamlelerle bu terör örgütlerinin kumpasları arasında çok büyük benzerlikler, paralellikler de  dikkat çekmektedir. (Bu konuda ayrıntılı bilgi için lütfen bakınız: “Ateş Olmayan Yerden Duman Çıkar mı? – 1” ve “Ateş Olmayan Yerden Duman Çıkar mı? – 2” haberleri).

Mehmet Tatlıcı, kendisine bugün sahip olduğu zenginliği ve lüks içindeki hayatı sunmuş olan rahmetli babası Mehmet Salih Tatlıcı’nın vefatından çok önce başlattığı nafile hukuk mücadelesinin temel hedefi olarak; babası, merhum işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın resmi vasiyetnamesini iptal ettirmek ve miras tespitinin yeniden yapılması olarak belirlemişti.

Bu yolda, büyük paralar harcayarak oluşturduğu büyük bir avukat ve hukuk danışmanları ordusunun varlığına ve hukukun gri noktaları üzerinden türlü hukuk oyunlarını denemesine rağmen, ne babasının resmi vasiyetnamesini iptal ettirebilmiş  ne de babasının vasiyetnamede emrettiği miras paylaşımını kendi lehine değiştirebilmiştir…

Bunları hedefleyerek açtığı tüm davaları kaybetmiştir ve bütün bu davalar kendi aleyhine yüksek yargı kararlarıyla da kesinleşmiştir…

Ama, “ben yasal haklarımı arıyorum” diye başlattığı bu nafile hukuk mücadelesini başka hamlelerle de desteklemeyi ihmal etmemişti Mehmet Tatlıcı;

Rahmetli babası Mehmet Salih Tatlıcı’nın terekesi üzerine tedbir koydurarak diğer mirasçıların vasiyetnameden doğan haklarını ve paylarını almalarını engellemek;

Bu yolla, merhum babasının miras paylaşımından kendi payına düşen ve milyonlarca dolar ettiği söylenen miras payını, (başta Mehmet Salih Bey’in ikinci eşi Nurten Tatlıcı ile bu evliliğinden dünyaya gelen Uğur Tatlıcı olmak üzere), diğer mirasçıların vasiyetnamedeki şartlara göre alacakları paylarından kendine aktarılmasını sağlayarak daha da arttırmak ve bu yine bu amaçla, Nurten ve Uğur Tatlıcı gibi kendisiyle aynı soyadını taşıyan diğer mirasçıların mirastan doğan haklarının üzerinde de ayrıca tedbir kararları alınmasını sağlamak için davalar açmak;

Hatta daha da ileri giderek, baba bir kardeşi Uğur Tatlıcı ile annesi (kendi öz babasının da ikinci eşi) Nurten Tatlıcı’nın, mirastan doğan hakları dışında kalan, kendi adlarına kayıtlı olan  özel mülkiyetlerindeki taşınmaz ve taşınır varlıkları üzerinde bile, bu insanların en doğal anayasal haklarının ihlal edilmesi pahasına haksız-hukuksuz yollarla bazı mahkemelerden tedbir kararları aldırmaya çalışmak

Mehmet Tatlıcı, emrindeki avukat ve hukuk danışmanı ordusunun desteğini alarak sürdürdüğü bu sözde hukuk mücadelesi içinde hukukun gri noktaları üzerinden “ya tutarsa?” kafasıyla ilerlediği için bu hedeflerinin de çoğuna, merhum babası Mehmet Salih Bey’in terekesi üzerinde tedbir kararı alınması hariç ulaşamamıştır.

Mehmet Tatlıcı, hiçbir şey elde edemedi; sadece kendi ailesini, çevresini üzmeye devam etti…

Kısacası, Mehmet Tatlıcı yıllardır büyük bir para hırsıyla sürdürdüğü, bu uğurda kendisiyle aynı soyadını taşıyan tüm aile fertlerini üzme, 25 yıllık hayat arkadaşıyla yolunu ayırarak kendi yuvasını yıkma, kendi öz çocuklarıyla ve baba bir kardeşiyle ilişkilerini silip bir kenara atma ve tüm bunlar olurken de sürekli gazetelere manşet olma pahasına kendi itibarını da sürekli olarak zedelediği bu ibretlik hamleleriyle ne yaparsa yapsın sonuçta esas hedefi olan rahmetli babasının resmi vasiyetnamesini ve bu vasiyetnameden doğan miras paylaşımını iptal ettirememiştir…

Mehmet Tatlıcı, çok yanlış isimlerle “yol arkadaşlığı” yaptı…

Zaman içindeki gelişmeler göstermiştir ki; bu kaybetme hırsı Mehmet Tatlıcı’yı daha da kamçılamış ve hedef aldığı baba bir kardeşi Uğur Tatlıcı ile rahmetli babası Mehmet Salih Bey’in ikinci eşi Nurten Tatlıcı’yı tıpkı FETÖ ve Adnan Oktar Tarikatı’nın kumpaslarına çok benzer yöntemlerle, hiçbir hukuki temeli olmayan asılsız ve mesnetsiz iddialarıyla savcılara suç duyuruları yaparak, aleyhlerine davalar açarak sürekli kendilerini savunmak durumunda bırakmak ve medyadaki FETÖ’cü kalemlerin de desteğiyle bu insanları kamuoyu gözünde itibarsızlaştırarak hayattan bezdirmek gibi normal bir insan aklı ve vicdanının kabul edemeyeceği (ancak FETÖ ve Adnan Oktar çetesinin kumpaslarında çokça gördüğümüz) yollara da savrulduğuna da tanık olundu…

“FETÖ Soruşturmaları ve Mehmet Tatlıcı” isimli haber dizisi ve “Bunlar, Mehmet Tatlıcı’nın “Oyun Arkadaşları” mı?” ; “Miras Oyunlarında ‘Bozacının Şahidi Şıracı’ ” haberleri ve ayrıca “Ateş Olmayan Yerden Duman Çıkar mı? – 1” ve “Ateş Olmayan Yerden Duman Çıkar mı? – 2” haberleri…

MEHMET TATLICI’NIN ESAS AMACI

Bütün gelişmelerle birlikte Mehmet Tatlıcı’nın bütün bu hamlelerinin temelinde aslında neyin yattığını da yine kendi attığı adımlar çok net bir şekilde göstermiştir:

“Verin bana 740.000.000 milyon dolar, sizi rahat bırakayım”

Mehmet Tatlıcı, 12 Mayıs 2010 tarihinde Amerika’daki avukatı Craig T. Downs aracılığıyla, aleyhlerine Amerika Birleşik Devletleri’nin Florida eyaletinde bile dava açtığı Uğur ve Nurten Tatlıcı’nın (oradaki bu davayı takip eden) avukatlarına gizli (confidential) uyarılı bir faks mesajı yollatmış ve bu faks mesajında özetle şu mesaj verilmiştir:

“Müvekkilim Mehmet Tatlıcı, kendisine 740.000.000 (yediyüz kırk milyon) Amerikan Doları ödediğiniz takdirde, Türkiye’de ve yurtdışında aleyhinize açtığı bütün davaları ortadan kaldıracak ve ayrıca Amerika Birleşik Devletleri ve yurtdışındaki mal varlıklarının takibini de sonlandıracaktır. Bu takibin iptaliyle, Uğur ve Nurten Tatlıcı ilgilenmek zorunda kaldıkları bu ilave davalarda da, kendilerini rahatlatacak bir çözüme ulaşmış olacaklardır…”

Kısacası Mehmet Tatlıcı açıkça, “verin bana 740 milyon dolar parayı, ben de yıllardır sizi hayatınızdan bezdirmek adına türlü hukuk cambazlıklarıyla sahneye koyduğum bu oyunu sonlandırarak sizi artık rahat bırakayım” mesajı verirken; aslında açıkça, “bu parayı vermezseniz sizi hayatınızdan bezdirmek, ananızdan emdiğiniz sütü burnunuzdan getirmek için, ben de FETÖ’cü ve Adnan Oktar’cı avukatlarım ve hukuk danışmanlarımla birlikte sahnelediğim bu oyuna devam edeceğim” mesajıyla da “aba altından sopa göstermeyi” sürdürmektedir…

İşin temeli de işte bu gerçektir: 740.000.000 Amerikan Doları

Bu parayı nasıl almak istediğini yıllardır yaptıklarıyla çok net bir şekilde göstermiştir Mehmet Tatlıcı:

Bu yolda, FETÖ gibi, Adnan Oktar Tarikatı gibi organize suç örgütlerinin üyesi oldukları için yakalanan, mahkum olan, kanun hükmündeki kararnamelerde görevden alınan, firari sanık olarak aranan veya adli kontrol şartıyla şimdilik “dışarda kalmalarına” izin verilenlerden akıl almak, destek almak; adalet ve emniyet teşkilatları içinde ve medyada yuvalanmış ve adları bu terör ve suç örgütleriyle birlikte anılan karanlık şahıslardan yararlanmak ve bütün bunlarla her seferinde hayata geçirilen yeni kumpaslarla kendi halinde sakin bir hayat sürmek isteyen aile fertlerini bezdirerek kendi istediği yere getirip, taleplerini kabul ettirmek…

Bu konuda ayrıntılı bilgi için lütfen bakınız: “740.000.000 dolarlık ‘GİZLİ’ Teklif” haberi.

Tatlıcı Gerçekleri haber ekibi olarak gazetecilik sorumluluğumuz gereği bütün bunları araştırıp, ekindeki resmi belgelere dayanan kanıtlar ve medyada yer alan haberlerin ışığında yıllardır yaptığımız araştırmaların gösterdiği gerçekler bu şekildedir…

Saygın ve hayırsever bir işadamı olan rahmetli Mehmet Salih Bey’in yıllarca çalışıp, çabalayıp büyük bir başarı öyküsüne imza attığı hayat serüveniyle geride bıraktığı ailesi ve mirasının bugün geldiği nokta maalesef budur…

Burada Mehmet Tatlıcı’nın varlığı dikkat çekmektedir…

Bizim Tatlıcı Gerçekleri haber ekibi olarak Mehmet Tatlıcı ile kişisel bir derdimiz yoktur.

Tatlıcı ailesinin bütün fertlerinin, Mehmet Tatlıcı dahil, aralarındaki bu husumeti bir an önce bırakıp, hayırsever insan Mehmet Salih Bey’in saygın anısına uygun bir şekilde sulh olmaları en büyük temennimizdir…

Bu temennimizi Tatlıcı Gerçekleri haber ekibi olarak defalarca yinelememize rağmen gerçekler de ortadadır…

Mehmet Tatlıcı “bir şeyler yapmaktadır” ve biz de gazetecilik görevimiz ve sorumluluğumuz gereği onun bu yaptıklarını kanıtlarıyla birlikte okurlarımız ve kamuoyuna duyurmaktayız.

Mehmet Tatlıcı’nın yaptıkları ortadadır. Kimlerden destek aldığı ortadadır. Hepsinin resmi belgelere ve gazetelerdeki haberlere yansımış kanıtları vardır.

Ne görüyorsak, hepsini belgeleriyle, kanıtlarıyla birlikte okurlarımız ve kamuoyuyla paylaşıyoruz.

Mehmet Tatlıcı’nın yaptıkları artık bir miras davasında hak arama boyutunu aşmıştır

Mehmet Tatlıcı’nın “hak arama” kisvesi altında attığı adımlarda ona avukat olarak, hukuk danışmanı olarak destek olanlara bakıldığında, araştırdıkça ortaya organize suç örgütlerinde, terör örgütlerinde üste düzey görevleri olan “imamlar” çıkmaktadır

Mehmet Tatlıcı’nın arkadaşı olduğunu açıkça resmi belgelerde beyan eden bu imamlarla ilişkisi, bu ilişkinin boyutu ve ardındaki gerçekler araştırılmalıdır…

Çünkü olay artık bir miras davası boyutunu aşmış, kirli ilişkiler üzerinden haksız bir şekilde elde edilmeye çalışılan 740 MİLYON DOLARLIK  bir şantaja ve masum insanları FETÖ ve ADNAN ORTAR kumpaslarıyla birebir örtüşen yollarla hayattan bezdirme ve dize getirme oyununa dönüşmüştür

Çünkü bu kumpaslar, (bugünkü haberimizde ve haberimizin içindeki eski haber linklerindeki gerçekler ve haberlerimizin eklerinde sunduğumuz kanıtların da gösterdiği gibi), Mehmet Tatlıcı’ya avukatlık yapan, FETÖ ve ADNAN OKTAR TARİKATI üyesi imamların varlığıyla birlikte ve bu örgütlerin medyadaki adamlarının da desteğiyle hayat bulmaktadır…

Bütün bunlar araştırılmalı ve ardındaki esas gerçekler ortaya çıkarılmalıdır…

Mehmet Tatlıcı, “miras hakkımı arıyorum” diye yola çıktığı bu serüvende, para hırsını dizginleyemeyerek, artık organize suç ve terör örgütlerinin imamlarıyla kurulan arkadaşlıklar üzerinden hayata geçirildiği izlenimi veren kumpaslarla birlikte, çok tehlikeli bir yere taşımıştır…

Kamuoyunun Mehmet Tatlıcı’nın bütün bu oyunlarının ardındaki gerçeği, bu oyunlardaki yol arkadaşlarının kimler olduğunu ve Mehmet Tatlıcı’nın suç örgütlerinde üst düzey görevleri olan “bu imamlarla” yolunun nasıl olup da her seferinde kesiştiğini öğrenmeye ihtiyacı vardır…

Tatlıcı Gerçekleri haber ekibi olarak bütün bunları takip etmeye ve sonuçlarını okurlarımız ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edeceğiz…

Gerçekler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

scroll to top